Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1624
Mesaj Sayısı: 2885
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« Yanıtla #1 :» |
|
Bu sebeple Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: -Eğer fakirler olmasaydı zenginler helâk olurdu. Yâni insanlara iyilik yapıp, sonradan ezâda bulunmak, bâtıla yönelmek demektir. Çünkü Haktan başka, herşey bâtıldır. Binâenaleyh, kim, Allah -celle celâlüh- için bir amel işler de, sonra onu başka bir gâye ile lekelerse amelini bozmuş demektir.
İşte aşk-ı ilâhî ve hubb-i rahmânî kulun kalbini ve bütün varlığını sardığı zaman malda, evlâdda, canda ortaklığı siler temizler. Yani her şey Allah'ın olduğunu kul yakînen bilir ve verdiğini kendi mülkü değil, Allah'ın mülkü olarak verir ve verdiğinden kendine bir pay çıkarmaz. Ücret mukabilinde hizmet, adamlığa yakışmaz. Efendisinin kerîm olduğuna kalbi mutmain olan, şu işden ne ücret alacağım diye düşünmez ve bu gibi şeylerle uğraşmaz. Uğraşmadığı için de rızık ve bereket berâber gelir, üstelik rızâya erer.
Ey Rabbimiz! Senden başkalarından bir ümid etmekden bizleri kurtar! Bizi, ancak Seni arzulayanlardan kıl!
Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuşlardır: "Allah'ın rızâsını istemek ve ruhlarında da imanı kökleştirip, takviye etmek için mallarını harcayanların hali de bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir bahçenin hâline benzer..." (Bakara sûresi: 265)
Yâni, cimrilik, mal sevgisi ve onu sımsıkı tutma ve harcamaktan sakınma gibi çirkinliklerin ortadan kalkması için nefsinin bir kısmını îman ve tâat üzere sâbit kılmak istiyorlar demektir. Zirâ nefis, fıtraten malı sever, bedenî ibâdetleri ağır görür. Ancak onu neye alıştırırsan ona alışır. Nefis, çocuğa benzer, onu serbest bırakırsan devamlı annesinin memesini emmek ister, memeden kesersen kesilir. Nefsi, kendi hâline bıraktığın zaman, kendine göre alışkanlıklar kazanır, tembelliği, ciddiyetsizliği, cimriliği, malı hayır yollara ve îmanın gereklerine sarfetmemeyi i'tiyâd hâline getirir. Onu mükellef tutar, bedeni, mâlî ibâdetlerin güçlükleriyle karşı karşıya bırakırsan o, bunlara boyun eğer, yaratılıştan gelen âdetlerden kendini kurtarır.
Nasıl oluyor da, mal, nefisten bir cüz kabul ediliyor? Onu sarfetmek sûreti ile itâat, nefsin bir kısmının itâatı ve nefsi îman semeresi üzerinde tesbît etmek oluyor, dersen, cevâben derim ki, şübhesiz ki nefis, mala çok düşkün olduğundan dolayı, sanki mal nefsin bir parçası gibi kabul ediliyor. Mal canın yongasıdır. Malını Allah için sarfeden kimse, nefsinin bir kısmını îmân üzerinde sâbit kılmıştır. Malını ve canını veren insan ise hepsini sâbit kılmıştır.
Akıllı insan, Allah'a ihlâs ile kulluk eder ve dâima gizli Tâgût'tan kurtulmayı ümîd eder. Bu "gizli Tâgût" "gizli şirk"tir. Bundan kurtulmak ihlâsa bağlıdır.
M. Sâmi Ramazanoğlu
|