Gönüllere İnen Ses
15 Rebiü'l-Evvel 1433
09 Şubat, 2012, 01:10:21 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Sadakada Riyadan Kaçınmak
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 412 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sadakada Riyadan Kaçınmak  (Okunma Sayısı 412 defa)
31 Mart, 2010, 18:14:23
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1624 Mesaj Sayısı: 2885

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

        Sadakada Riyadan Kaçınmak


   Allah Teâlâ buyuruyor:

"Ey îman edenler! Sadakalarınızı, malını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve âhıret gününe inanmayan bir kimse gibi, başa kakmak ve incitmek sûreti ile heder etmeyin..." (Bakara sûresi: 264)

Burada riyâ, başa kakmak ve ezâ etmek gibi hususların, kâfirlerin özellikleri olduğuna dâir ta'riz vardır. Binâenaleyh, mü'minlerin mutlaka bunlardan sakınmaları gerekmektedir.

Ulemadan birinin şöyle dediği rivâyet edilmektedir: "Gösteriş (riyâ) ve başkalarına duyurmak için amel eden kimse, sokağa çıkıp da kesesini çakıl taşlarıyla dolduran, insanların, "bu adamın kesesi ne kadar da dolu!" dediği adama benzer. Halbuki kesesini çakıl taşlarıyla dolduran adamın, insanların sözünden başka hiç bir menfaati yoktur. Zira onunla bir şey satın almak istese, hiç bir şey veremez."

Selef-i sâlihin sadakalarını insanların gözünden o kadar gizlerlerdi ki, bazıları vericisini kimse tanımasın diye â'mâ bir fakir arardı. Bazıları, sadakayı uyuyan fakirin elbisesine iliştirirdi. Bazıları da, alması için fakirin geçeceği yola atardı. Böylece riyâdan kurtulurlardı.

Bir hadîs-i şerîfde Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdular:
 Ashab-ı Kiram dediler ki:
-Yâ Resûlallah, küçük şirk nedir?
Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem:
-"Riyâdır", buyurdular.
Ve devamla:
"Allah Teâlâ kullarını amellerinin karşılıklarını vermek için topladığında: "Şimdi gidin bakalım kendilerine mürâilik etdiğiniz kimselerin yanına, bakın onların yanında bir mükâfat görebilecek misiniz?" diye izahatta bulundular.

Yapılan işler (muameleler) ilâhî rızâdan başka gâyelerle olursa, orada bir nevi haktan yüz çevirme var demektir. Haktan yüz çeviren insanın bâtıla yöneldiği muhakkaktır. Bâtıla yönelen insan da, yapmış olduğu amellerdeki bütün haklarını ibtâl etmiştir.
"Haktan sonra sapıklıktan başka ne vardır?" (Yunus Suresi: 32)
Halbuki biz mü'minler, haktan yüz çevirip, bâtıla yönelerek yapmış olduğumuz iyilikleri bozmaktan nehyedildik.
Cenâb-ı Allah şöyle buyurdu:
"....Başa kakarak sadakalarınızın sevâbını heder etmeyin...." yâni, yaptığın iyiliği fakirin başına kaktığın zaman haktan yüz çevirmişsin demektir. Zira iyilikten kasdın eğer hakkı taleb olsaydı, fakirin başına kakmazdın. Kaldı ki, sen, fakire yapmış olduğun iyiliğe rehin (bağlı)sin. Çünkü o fakir senin hakka vâsıl olmana sebep olmuştur.
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
31 Mart, 2010, 18:14:41
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1624 Mesaj Sayısı: 2885

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»


Bu sebeple Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
-Eğer fakirler olmasaydı zenginler helâk olurdu. Yâni insanlara iyilik yapıp, sonradan ezâda bulunmak, bâtıla yönelmek demektir. Çünkü Haktan başka, herşey bâtıldır. Binâenaleyh, kim, Allah -celle celâlüh- için bir amel işler de, sonra onu başka bir gâye ile lekelerse amelini bozmuş demektir.

İşte aşk-ı ilâhî ve hubb-i rahmânî kulun kalbini ve bütün varlığını sardığı zaman malda, evlâdda, canda ortaklığı siler temizler. Yani her şey Allah'ın olduğunu kul yakînen bilir ve verdiğini kendi mülkü değil, Allah'ın mülkü olarak verir ve verdiğinden kendine bir pay çıkarmaz. Ücret mukabilinde hizmet, adamlığa yakışmaz. Efendisinin kerîm olduğuna kalbi mutmain olan, şu işden ne ücret alacağım diye düşünmez ve bu gibi şeylerle uğraşmaz. Uğraşmadığı için de rızık ve bereket berâber gelir, üstelik rızâya erer.

Ey Rabbimiz! Senden başkalarından bir ümid etmekden bizleri kurtar! Bizi, ancak Seni arzulayanlardan kıl!

Cenâb-ı Allah şöyle buyurmuşlardır:
"Allah'ın rızâsını istemek ve ruhlarında da imanı kökleştirip, takviye etmek için mallarını harcayanların hali de bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir bahçenin hâline benzer..." (Bakara sûresi: 265)

Yâni, cimrilik, mal sevgisi ve onu sımsıkı tutma ve harcamaktan sakınma gibi çirkinliklerin ortadan kalkması için nefsinin bir kısmını îman ve tâat üzere sâbit kılmak istiyorlar demektir. Zirâ nefis, fıtraten malı sever, bedenî ibâdetleri ağır görür. Ancak onu neye alıştırırsan ona alışır. Nefis, çocuğa benzer, onu serbest bırakırsan devamlı annesinin memesini emmek ister, memeden kesersen kesilir.
 Nefsi, kendi hâline bıraktığın zaman, kendine göre alışkanlıklar kazanır, tembelliği, ciddiyetsizliği, cimriliği, malı hayır yollara ve îmanın gereklerine sarfetmemeyi i'tiyâd hâline getirir. Onu mükellef tutar, bedeni, mâlî ibâdetlerin güçlükleriyle karşı karşıya bırakırsan o, bunlara boyun eğer, yaratılıştan gelen âdetlerden kendini kurtarır.

Nasıl oluyor da, mal, nefisten bir cüz kabul ediliyor? Onu sarfetmek sûreti ile itâat, nefsin bir kısmının itâatı ve nefsi îman semeresi üzerinde tesbît etmek oluyor, dersen, cevâben derim ki, şübhesiz ki nefis, mala çok düşkün olduğundan dolayı, sanki mal nefsin bir parçası gibi kabul ediliyor. Mal canın yongasıdır. Malını Allah için sarfeden kimse, nefsinin bir kısmını îmân üzerinde sâbit kılmıştır. Malını ve canını veren insan ise hepsini sâbit kılmıştır.

Akıllı insan, Allah'a ihlâs ile kulluk eder ve dâima gizli Tâgût'tan kurtulmayı ümîd eder. Bu "gizli Tâgût" "gizli şirk"tir. Bundan kurtulmak ihlâsa bağlıdır.

M. Sâmi Ramazanoğlu
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC