Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1624
Mesaj Sayısı: 2885
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« :» |
|
Resûlullâh (s.a.v.) Efendimizden Öğütler
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyururlar ki: “Üç şey vardır ki yapılırsa, mutlakâ netîce verir. Bu üç şey şunlardır:
Herhangi bir kul, zulme uğradığı zaman (Allâh rızâsıiçin) affedip bağışlarsa, Allâhü Te‘âlâ o kimsenin izzetiniartırır.
Bir kimse, kendisine bir dilencilik kapısı açar, bu dilencilikten maksadı da mal çoğaltmak olursa, Allâh ona azlık musîbetini verir.
Yine bir kimse, Allâh için bir yere bir şey verirse, Allâh onun malını çoğaltır.”
İbn Abbâs (r.a.)’dan rivâyete göre Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Her şeyin bir güzel yanı vardır. Oturmanın da en güzeli kıbleye dönük olanıdır. Namazda uyuklayan kişinin, kitap ve sünnet dışı amel edenin ardında namaz kılmayınız. Bir kimse, müsâadesi olmadan din kardeşinin mektubuna bakarsa, ateşe bakmış gibi olur. Bir kimse, halkın en güçlüsü olmayı dilerse Allâh’a tevekkül eylesin. Bir kimse, halkın en keremlisi olmayı istiyorsa, Allâh’a karşı takva sahibi olsun. Bir kimse, halkın en zengini olmayı isterse Allâh katında bulunanın kendi elinde bulunandan daha güvenilir olduğunu bilsin.”
Bundan sonra şöyle buyurdu:
“Sözüme dikkat ediniz. Size şerlilerinizi haber vereyim mi?” Evet, haber ver yâ Resûlallâh (s.a.v.) dediler. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Yol arkadaşına vermeksizin yalnız yiyenler ve kölesini dövenlerdir.” Sonra, şöyle buyurdu: “Size bundan daha kötüsünü bildireyim mi?” Bildir yâ Resûlallâh (s.a.v.), dediler. “İnsanlara buğzeden, insanların da kendisine buğz ettiği kimse.”
Sonra “Size bundan daha kötüsünü söyleyeyim mi?” buyurunca, şöyle dediler: Söyle yâ Resûlallâh (s.a.v.) buyurdu:“Hatâyı kabûl etmeyendir. Özür dinlemeyendir. Suçu bağışlamayandır.” Tekrar buyurdu: “Size bundan daha kötüsünü anlatayım mı?” Anlat yâ Resûlallâh (s.a.v.), dediler. Şöyle anlattı: “Kendisinden herhangi bir iyilik beklenmeyen ve kötülüğünden de emîn olunamayan kimsedir.”
(Ebû Leys Semerkandî, Tenbîhü’l-Ğâfilîn Bustânu’l-‘Ârifîn, 233-235.s.)
|