Gönüllere İnen Ses
2 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 23:36:57 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Seyyid Abdulkâdir-i Geylâni (K.S.)
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 471 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seyyid Abdulkâdir-i Geylâni (K.S.)  (Okunma Sayısı 471 defa)
28 Mayıs, 2008, 02:10:07
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

Seyyid Abdulkâdir-i Geylâni (K.S.)

Büyük İslam âlimlerinden ve evliyânın meşhûrlarındandır. Künyesi Ebû Muhammed’dir. Muhyiddîn, Gavsü’l-A‘zam, Kutb-i Rabbânî, Sultânü’l Evliyâ, Kutb-u A‘zam gibi lakaplarla anılmaktadır. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin soyundan olup, hem seyyid hem şeriftir. 1077 (h.471)’de İran’ın Geylân şehrinde doğdu.

Geylân’da ilim öğrenmeye başladı. Küçük yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi. Sonra Bağdat’a gidip, zamanın meşhur âlimlerinden ilim tahsîl etti. İlim tahsîlini tamamladıktan sonra va‘z ve ders vermeye başladı. Fıkıh ve hadis ilimlerinde müctehîdlik derecesine yükseldi. Bir ara va‘z ve ders vermeyi bırakıp, yalnızlığı tercih ederek, inzivâya çekildi. Bütün vakitlerini ibâdet ve nefis mücâdelesiyle geçirdi. Bir müddet böyle devâm eden Abdülkâdir Geylânî (k.s.), tekrar ders, va‘z ve fetvâ vermeye başladı. İki mezhepte de fetvâ verirdi. Pekçok kimse O’nun sohbetleri ile olgunlaştı; beş yüz Yahûdî ve Hıristiyan onun huzûrunda Müslüman oldu. Tam kırk sene onüç çeşit ilim ve fende ders verdi. Tasavvufta en yüksek dereceye ulaştı. Tasavvuftaki yoluna onun ismine izâfeten “Kâdiriyye” adı verildi. Ondan ilim ve feyz alan binlerce talebesi çeşitli memleketlere giderek İslâmiyeti anlattılar.

Pekçok kerâmeti görülen Abdülkâdir Geylânî (k.s.), Bağdat’ta vefât etti. Cenâze namazını kılmak üzere görülmemiş bir kalabalık toplandı. Cenâze namazını oğlu Abdülvehhâb kıldırdı. 1166 (h.561)’da Bağdat’ta vefât etti. Kabri Bağdat’tadır.

İlmi ile amel ederdi. Konuşması gayet açık ve tesirliydi. Sorulan zor suâlleri, rahatlıkla, doyurucu bir tarzda cevaplandırırdı. Az konuşur, çok susardı. Kim olursa olsun, kapısını çalan herkesi kabul eder, geri çevirmezdi. Doğruyu söylemekten asla çekinmezdi. Zamanın halîfesi, Saîd isminde birini kadı tâyin edince, minberde; “Müslümanlara en zâlim birini kadı tâyin ettin. Yarın âlemlerin Rabbi huzûrunda bakalım ne cevap vereceksin?” diye haykırdı. Orada bulunan halîfe bu doğru sözü işitince çok ağladı ve hemen adı geçen kadının vazîfesine son verdi.

Kendileri zayıflara yardım eder, fakirleri doyurur, misâfirsiz gece geçirmezdi. Kendisine kötü davrananları affeder. Hergün bin rek‘at namaz kılar, her farz namazdan sonra hatim okumaya devâm ederdi.
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

28 Mayıs, 2008, 02:11:10
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»

Abdülkâdir-i Geylânî (k.s.) pekçok kerâmetler göstermiş, ma‘nevî sahada yüksek makamlara kavuşmuştur. Zamanın imâmı olup, asrının kutbu, o zamanda yetişen evliyânın en üstünü idi. İlim ve amelde eşi ve benzeri pek az bulunurdu.

Kâdiriyye yolunun kurucusu ve büyük bir mürşid-i kâmil olan Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri buyurdu ki:

“İnsan kendini Kelime-i tevhîde, yâni “Lâ ilâhe illallâh” demeye alıştırmazsa, ölüm döşeğinde iken onu hatırlaması ve söylemesi güç olur.”

“Allah adamlarının huzûrunda üç sıfatla bulunulur:   Alçak gönüllülük, iyi geçinmek ve kötülüklerden arınmış bir kalp. Hakîkî yaşamak; nefsin arzularını, haram ve zararlı isteklerini yerine getirmemek demektir.”

“Allahü Te‘âlâya en yakın olan, ahlâkı güzel, kalbi rahat olandır. En üstün amel, kalbin Allah’tan başkasına yönelmemesidir.”

“Bid‘at yoluna sapmayınız! İtaat ediniz, muhâlif olmayınız! Sabrediniz, sızlanmayınız! Sâbit kalınız, ayrılıp dağıtmayınız! Bekleyiniz ümit kesmeyiniz! Özünüzü günahtan temizleyiniz, kirletmeyiniz! Hele Mevlânızın kapısından hiç ayrılmayınız!”

“Kalbinde, bir kimseye düşmanlık veya sevgi hâli bulursan, onu önce Kur’ân-ı Kerîm’e, sonra dînin emir ve yasaklarına arz et! O kimse onlara göre sevimli ise, sen de sev! Kötü ise, sen de kötü gör! Hiç kimseyi kovma! Hiç kimseye darılma! Kimsenin aleyhinde konuşma!”

Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin yazmış olduğu kıymetli eserlerinden bâzıları: 1) Günyet-üt-Tâlibîn, 2) Fütûhu’l-Ğayb, 3) Fethu’r-Rabbânî, 4) Füyûzât-ı Rabbâniyye, 5) Hizbü’l-Besâir, 6) Cilâü’l-Hâtır, 7) El-Mevâhibu’r-Rahmâniyye, 8- Yevâkîtü’l-Hikem, 9) Melfûzât-ı Geylânî, 10) Dîvânu Gavsü’l A‘zam’dır.


Yeni Rehber Ansiklopedisi
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC