Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1624
Mesaj Sayısı: 2885
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« Yanıtla #1 :» |
|
Bir ramazan günüydü. Kendileri gönül dostlarını, ihvanını küçük bir odada kabul ediyor, gelen gidenin gönül derdine merhem oluyordu. Derken huzurlarına kendilerini çok seven bir zât geldi. Ona her gelişinde iltifat buyururlar, güler yüzle karşılarlardı. Fakat bu defa yüzleri hüzünlüydü. Tek kelime söylemiyorlardı. Uzun bir sessizlikten sonra o kimse ezile büzüle sordu:
- Efendimiz, zât-ı âlînizi çok hüzünlü görüyorum. Acaba evlâdınızın bilmeyerek bir kusuru mu oldu?
O, nahif insan, yine kendi olgunluğu, edebi, şekfâti, içinde şunları söyledi:
- Kardeşlerimiz ailelerine dikkat etmeliler. Onları rencide etmemelidirler. Hatırlarını hoş tutmalılar. Aç kurt bir sürüye nasıl dalarsa, ehline öyle davranmak doğru olmaz. Eğer böyle bir hâl olursa hemen ehlinden özür dilemelidir. Bizim edebimizde kadınlara karşı aslanlık yapmak yoktur.
O zât hayretinden donup kaldı... Gerçekten sabah evde herkesi kırıp geçirmişti... Artık durmanın zamanı değildi. Hemen evin yolunu tuttu ve kendisini kapıdan içeri attı... Gözleri yaşlarla doluydu, yüreğine sanki kaynatılmış kurşun akıyordu. Zevcesinin ve çocuklarının yanına girdi ve hıçkırdı:
- Ey Hatun! Allah aşkına söyle, bugün ne yaptın? Senden özür diliyorum. Bundan sonra böyle bir şey vukû bulmayacak. Beni bağışla!..
Kadın ıslak gözlerini kaldırıp tane tane konuştu:
- Seni Allah bağışlasın... Sen gittikten sonra seccademi serdim ve dedim: Ya Rabbi, bu nasıl derviş? Bana yaptıklarını onun şeyhine bildir. Benim senden gayri sığınacak kapım yok. Kim senin kapından baş çevirirse artık onun elinden tutan olmaz!...
Dertli derviş gönülden yara almıştı. Dilinden şu sözler döküldü:
- Sen öyle bir makama müracaat etmişsin ki, O'nun tasarrufu ile şeyhim beni hemen ayağına gönderdi. Haydi ikimiz de tövbe edelim ve O'nun yoluna lâyık olalım.
Evde sevgi tomurcukları can bulunca o zât yola koyuldu ve Hacı Sâmi Efendi'nin huzuruna can attı. Bu kere Şeyh Hazretleri'nin yanağında cennet tebessümleri vardı ve şöyle buyurdu:
- İşte şimdi oldu!... Bilmemiz gerekir ki, insanın hayırlısı, ehline en hayırlı olandır. Kâinatın Nuru (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hususta çok hassastı. Güzide sahabilerine çok kere derlerdi ki: "Sizin hayırlınız, ailesi için hayırlı olanınızdır. Ben de ailem hakkında sizin hayırlınızım. Kadınlara ancak kerîm olanlar ikram eder ve onlara ancak leîm olanlar ihanette bulunur."
Evet: Bin ipliğe taze inciler dizsem, bin bahçeye taze gül eksem, kelimeleri lügâtlardan tek tek arasam, yine O'nu yeterince anlatmış olamam.
Güzel de, çirkin de, iyi de, kötü de, şah da, vezir de bu dünyadan gider. Fakat bu bahçeye iyilik ağacı diken kimse ebedi olarak yaşamış olur. Mahmud Sâmi (Kuddise Sirruh) Hazretleri de, dünyamızdan bir yıldız gibi kayıp gittiler. Ama eserleri ve yetiştirdiği gönül dostları ile her zaman aramızdadırlar...
Ey İnsan!... Can bahçesine gam fidanı dikmeyi bırak. Ecel makası ömür ipini kesmeden bu gönül erlerinin güzelliğinden renkler almaya bak. Kim onlar gibi bir dostun halkasına girerse, Allah'ı ve Resûlü'nü hoşnut etmiş olur!...
Veliler bahçesinde çiçekti Hacı Sâmi, Bil: Ey gönül, ey gönül!.. Zamanın tacı Sâmi!..
Mustafa Necati Bursalı / Altınoluk Dergisi
|