Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1625
Mesaj Sayısı: 2886
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« :» |
|
Yüce Allah'ın münafık saydıkları
Büyük tabiin âlimlerinden İbn Müleyke der ki: Ben Hz. Peygamber'in sahabesinden otuz kişiyi gördüm. Her birisi münafık olmuş olmaktan korkuyordu. İman ve amellerin Allah katında kabulünden endişe duyuyorlardı. Bu, ne kadar sarsıcı bir sözdür. En büyük Zat'ın ( Hz. Peygamber'in) yanında, O'nun terbiyesinde büyümüş olan bu insanların hassasiyeti, hakikaten ders vericidir.
Çağımız insanına, çağımız insanlarına uyarı anlamında bundan daha etkili bir örnek sunulabilir mi, bilemiyorum. Hz. Peygamber'e en yakın olanlar münafık olmaktan endişe ediyorlar. Bizler ise, cennetin anahtarını elimizde görüyoruz. Kimseyi beğenmiyoruz. Herkesi günahkâr ve küçük görüyoruz. Kendimizi ise Hz. Peygamber'in komşuluğuna layık görüyoruz. Böyle zannediyoruz. Çünkü dini çok az biliyoruz. Az bilgimizle de kendimizi şeyhülislamlardan daha yetkili görüyoruz. Bu dediklerimi test etmek için internet sitelerinde yayınlanmış olan dini bir haberden sonraki yorumlara bakmamız yeterlidir. Aramızda icazetsiz ne kadar çok müftü olduğunu görebiliriz. Tabii ki ürkütücüdür bu manzara. Cahil cesur olur sözünün boşa söylenmediğini gösteriyor bu göstergeler.
Bilinir ki, Hz. Huzeyfe (r.a), sevgili Peygamberimizin bazı özel bilgileri kulağına fısıldadığı özel bir sahabedir. Peygamberimiz (s.a.v) cemaatinde bulunan gizli münafıkların listesini Hz. Huzeyfe'ye vermişti. Bu listeden kimsenin bilgisi yoktu. Hatta en yakınların bile. Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali gibi en yakınlar bile bu bilgilerden habersizdi. Huzeyfe bu bilgiyi aldığı gibi sakladı. Deşifre etmedi. Bu durumu bilen Hz. Ömer (r.a) bir gün soruyordu Hz. Huzeyfe'ye: Allah adına söyler misin? Peygamberimiz beni de münafıklardan saydı mı? Hz. Ömer (r.a) gibi zirve isim, amellerinin nifaka bulaşmasından endişe edecek kadar işi ciddiye alıyor. İslâm'ın öngördüğü “havf ve reca”, “korku ve ümit arasında” olmak budur işte. Cehennem anıldığında kendini en önde görmek, cennet anıldığında ise kendini en geride saymak duygusu.
Büyük sahabe Ebu Derda (r.a) namazdan sonra “Allah'ım! Münafık olmaktan sana sığınırım” diyor. Bunu duyan birisi soruyor: “Ey Resulullah dostu senin nifakla ne ilgin olabilir ki!” Derda (r.a) soru sahibine şöyle cevap verir: “Sakın amellerinden emin olma. Allah'a yemin ederim ki, kişi bir saat içinde fitneye uğrar ve bir anda dininden olabilir.” Peki, sahabenin korktuğu münafıklık veya nifak nedir? Müslüman'ın böyle bir tuzağa düşme ihtimali var mı? Münafıklığın iki anlamı vardır. İtikat iman açısından münafık olan; kalbinden, içinden Müslüman olmamasına rağmen dışarıya Müslüman gibi görünene verilen isimdir. Müslüman bir insanın bu kategoriyle işi olmaz.
Amelde münafık ise, ibadetine, iyilikseverliğine, Allah'a yönelişine riya, gösteriş, ikiyüzlülük ve kibir karıştıran kişi demektir. Müslüman kişiyi ürkütmesi gereken işte bu münafıklıktır. Günümüzde iki tür münafıklıktan da Allah'a sığınmalıyız. İmanımızı, samimiyetimizi ve ibadetlerimizdeki ihlâsı tatmalıyız.
Münafıklığı Hz. Peygamber şöyle özetliyor: “Dört özellik kimde bulunursa tam katışıksız münafıktır: Kendisine emanet verildiği zaman ihanet eder, konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, birine düşman olduğunda ilkesiz davranır.”
|