Gönüllere İnen Ses
2 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 23:09:21 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Hz. Ebu Bekir'in (r.a.) Şemâili ve Faziletleri
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 235 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ebu Bekir'in (r.a.) Şemâili ve Faziletleri  (Okunma Sayısı 235 defa)
25 Mayıs, 2008, 21:37:29
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

Hz. Ebu Bekir'in (r.a.) Şemâili ve Faziletleri

Ebûbekir Hazretleri (r.a.) fasih bir lisana sahip, yüzü aydın, nahif vücutlu, uzuna yakın orta boylu, kuruca yüzlü, çukurca gözlü, yumru alınlı, seyrek sakallı idi. Aşkullah, haşyetullah, muhabbet-i Rasûlullah(s.a.v.)’dan daima mahzûn idi.

Bedenen zayıflığına mukabil kuvvet ve dirayet sahibi; cesur, cildi ince, göz pınarları derin, yüzü nurlu, alnı ve yüzü beyaz ve açık idi. Sakalının üst kısmı hafif olup, sakalını kına ve benzeri şeylerle tezyîn eylediği “Şemail-iŞerif”te tarif olunmuştur. Belindeki kemeri şiddet üzere bendeylemeğemail olduğu halde, hey’et ve suretini sun’i güzelliklerle tahsin etmeğe heveskâr değildi.

Fil Vakası’ndan yani Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in doğumundan iki sene sonra doğmuştur. Kur’an’ın, hükümlerini layıkıyla bilen, meziyetlerine vâkıf, ahlâk-ı hamîde ile muttasıf, fevkalade muttaki, iffetli, âdil ve insaf sahibi, âdil ve bununla beraber cesur idi.
Bir gün Hz. Ali (r.a.) meclisinde bulunanlara, “Nâsın en şecaatlisi kimdir?”diye sormuş “Sensin.” dediklerinde:

- Ben her kim ile savaş meydanına çıktım ise öcümü aldım, demiş ve tekrar: “Nâsın en şecaatlısı kimdir?” diye sormuştu. Onlar da:
- Bilmiyoruz, “kimdir” dediklerinde Hz. Ali (r.a.) de:
- Hz. Ebûbekir’dir. Bedir günü, Râsûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’e müşriklerden bir kimse hücûm etmesin diye bir çadır yapıldı ve, “Kim bekleyecek?” denildi. Kimse yanaşmadı. Ebûbekir kalktı. Kılınç elinde olduğu halde Rasûl-i Ekrem Efendimiz(s.a.v.)’in başı ucuna durdu. Her kim hücûm etti ise kılınç ile karşılayıp defeylerdi. İşte nâs’ın en şecaatlisi odur, dedi.

Hz.Ebûbekir (r.a.) fıtraten halim, selim, son derece refîk ve şefîk idi. Bununla beraber vazife ve mesuliyet işlerinde zerre kadar müsamaha göstermezdi. Onun rıfk ve mülayimliği, şahsî muamelatına ait idi. Din ve millet işlerinden küçük bir tereddüdü, en basit müsamaha ile göz yumduğu görülmezdi. Ve fakat kusurlarını i’zam etmez onlara kusurları derecesinde muamele gösterirdi.
Mücrimleri takip ve cezalandırma hususunda zerre kadar ihmal göstermemekle beraber siyasi mücrimleri icâbına göre muamele ve affederdi.

Ehl-i zimmetin hukukunu, emniyet ve masûniyetini gözetirdi. Gayr-i müslimlerin hiç mâbed ve kilisesini yıktırmadı. Ve onları, çanlarını çalmaktan, âyinlerini yapmaktan men etmezdi.
Hz.Ebûbekir (r.a.), Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in en sevgili dostu, nübüvvet sırlarının en samîmi mahremi idi. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.), yaptığı işleri Ebûbekir Sıddîk ile yapardı.
Rasûlullah (s.a.v.)’ın Hz. Ebûbekir (r.a.)’e muhabbeti başka bir neş’e ile tecelli ediyordu.
İrtihal buyuracağı sırada Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şu sözleri buyurmuştu:

“Dostluğu,yardımı itibariyle kendisine en çok minnettar olduğum arkadaşım Ebûbekir’dir. Rabbimden başka bir halîl edinecek olsam yine Ebûbekir’i dost edinirdim. Onunla benim aramda İslamiyet kardeşliği ve meveddeti vardır. Mescidin bütün kapıları kapansın, yalnız Ebûbekir’in kapısı açık kalsın.”

Amr bin As, Rasûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.)’e:
- En çok sevdiğin kimdir,diye sormuş, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de:
- “Aişe.” buyurmuş.
- “Erkeklerden en çok sevdiğin kimdir yâ Rasûlallah?” diye sormuş.
- “Âişe’nin babası.”buyurmuşlar.
- Sonra kimi seversin dediğinde:
- “Ömer”i demişler. Sonra daha başkalarını saymışlardı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hilafına bir hareket olup da müteessir olduklarında Hz. Ebubekir gelecek olursa derhal tebessüm eder, tessür ve iğbirarı (gücenmişliği )ortadan kalkardı.
Hz.Ebûbekir (r.a.), görüşlerindeki isabeti, muamelelerindeki doğruluğu, tecrübe genişliği, nefsine hakimiyeti, hayırhahlığı ve samimiyeti ile mâruf idi.Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in fazl-ı kemâlatından en çok istifade eden şüphesiz Ebûbekir (r.a.) idi. Arapların en kıymetli sözleri onun hafızasında menkuşidi ve natıkası kuvvetli idi. Arap kabilelerinin tarih ve ilim ensâbın avukufu mükemmel idi.
Hz.Ebûbekir (r.a.), İslamiyet’e vakıf olması yönüyle de şüphesiz Ashab’ın en âlimi idi. Çünkü onun kadar Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’e bağlılığı kuvvetli bir kimse yoktu. Hazarda ve seferde her yerde; başlangıçta, ortada ve nihayette her zaman onunla en çok ülfet eden ve şeref-i sohbetinden istifade eden o idi.

Rasûl-iEkrem Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki:
“Dünyada hiçbir kimsenin malı benim için Ebûbekir’in malı kadar faideli olmamıştır.”
Müslüman köleleri, efendilerinin zulmünden kurtarmak için pahalı bedel mukabilinde alarak âzad eylemiştir.
Hz.Ali (k.v.) diyor ki:
- Rasûlullah (s.a.v.)’ın halifesi Ebûbekir Sıddîk (r.a.)’e, bu menzileye varıp bizi geçmeye muvaffak olduğun bu azîm dereceyi ne ile kazandın?” diye sordum.
Hz.Ebûbekir (r.a.) dedi ki:

- Beş şey ile:
1. İnsanlarıiki kısım gördüm. Kimisi dünyayı ister, kimisi ahireti ister. Ben ise Mevlâ’yı tercih ettim.
2. Ben İslam’a dahil olduğumdan itibaren doyasıya dünya taamı yemedim. Zira marifetullah –celle celâluh- lezzeti ile meşguliyet, beni dünya taamı lezzetlerine meylettirmedi.
3. İslamiyet’e dahil olduğumdan itibaren dünya içeceklerini kana kana içmedim. Zira Hâlikımın muhabbeti dünya içeceklerinden fazla geldi ve beni muhabbetullah meşgul etti.
4. İslâmiyet’e duhûlümde beni iki amel karşıladı. Dünya ameli ve ahiret ameli. Ben âhiret amelini dünya ameline ihtiyar ettim.
5. Rasûlullah(s.a.v.)’ın sohbetine bağlı kaldım. Hatta Rasûlullah (s.a.v.)’dan bir saat bile ayrılmadım. Ki, mağaraya girerken beraberdim.
Mevlâ bizleri şefaatinden mahrum etmesin. Ve’l-hamdü lillâhiRabbi’l-Âlemîn.


Mahmud Sami RAMAZANOĞLU(k.s.) Musahabe

Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC