Gönüllere İnen Ses
2 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 22:40:29 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: İki cihânın bedbahtı Bel’am bin Baura
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 196 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İki cihânın bedbahtı Bel’am bin Baura  (Okunma Sayısı 196 defa)
04 Haziran, 2009, 13:17:58
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

            İki cihânın bedbahtı Bel’am bin Baura

     Musa aleyhisselam vefat ederken yerine Yuşa bin Nun aleyhisselamı halife bıraktı. Allahü teala Yuşa aleyhisselamı da İsrailoğullarına peygamber olarak vazifelendirdi. Yuşa aleyhisselam, İsrailoğullarının başında olduğu halde “Arz-ı mev’ud” denilen bölgeye gidip, Eriha ve İlya şehirlerini fethettikten sonra, Belka şehrini kuşattı...

Belka’nın Belak ismindeki zalim hükümdarı, Yuşa aleyhisselama karşı aciz kalıp, İsm-i azam duasını bilen, her duası kabul olan, ilim ve ibadette yüksek, sözlerini yazıp istifade etmek için elinde hokka ve kalem ile yanında iki bin kişi bulunan ve İbrahim aleyhisselamın dinine inanan Bel’am bin Baura isimli kimseden yardım istedi... Ondan, Yuşa aleyhisselama ve ordusuna karşı beddua etmesini istedi. Belka ahalisi de gelip beddua etmesi için Bel’am bin Baura’ya yalvardılar. Bel’am, Allahü tealanın peygamberine karşı beddua edemeyeceğini bildirdiyse de, azgın ve imansız Belka ahalisi bedduada bulunması için daha çok ısrar ettiler. Bel’am bin Baura’ya hediyeler getirip birçok dünyalık vaat ettiler. Bel’am bin Baura: “O Allah’ın peygamberidir, dinimiz onun dini ile aynıdır. O’nun yanındakiler de melekler ve mü’minlerdir. Şayet ben onların aleyhinde dua edersem dünyam da, ahiretim de helâk olur” diyerek, önce reddetti. Ama kral ve adamları işin peşini bırakmıyorlardı. O memleketin güzelliği ile dillere destan olmuş bir kadını vardı, onu da Bel’am’ın peşine taktılar. Artık her şey Bel’am’ın emrinde olacaktı; para, mal, mülk, kralın en yakın adamı olmak, dünyanın en güzel kadını ile evlenmek... Bütün bunlara karşı yapması gereken ise sadece Allah’ın Peygamberi ve ordusu aleyhine lanet okumak, yani Allah’a isyan etmekti!..

Şeytan, Bel’am’ın aklını çeldi, “önce lanet okursun, sonra da tövbe edersin, olur-biter” diye vesvese verdi. Zalim hükümdar da beddua etmediği takdirde onu idam edeceğini söyleyerek idam sehpası kurdurdu. Bütün bunlar karşısında Bel’am bin Baura’nın gönlünde dünya malına ve servetine karşı meyil belirdi. Nihayet kadınlı erkekli grup toplanıp, Bel’am’ın her zaman dua ettiği tepeye doğru hareket ettiler...

Bel’am bin Baura, hep güzel dualar ettiği yere bu sefer; hem de bir peygamberin ordusuna beddua etmek için gidiyordu... Nihayet Husban Dağının tepesine ulaştılar. Ancak, Bel’am orada ellerini dua için kaldırdığı zaman, dilinden Belka şehri ahalisi aleyhine, Yuşa aleyhisselamı ve İsrailoğulları lehine kelimeler dökülmeye başladı.

Belka ahalisi; “Ey Bel’am! Ne yapıyorsun? Onlara dua, bize beddua ediyorsun!” dediler. Bel’am onlara; “Allah tarafından böyle konuşturuluyorum!” dedi.
Bel’am “Artık korktuğum başıma geldi, dünyam da ahiretim de mahvoldu. Şimdi duam da kabul olmaz. Bundan sonra Yûşâ ve ordusuna hile ve tuzak kurmaktan başka bir çaremiz de kalmadı... Şimdi en güzel kızlarınızı, kadınlarınızı getiriniz, onları soyunuz ve güzel kokularla cazip hale getiriniz. Ellerine çiçekler vererek onların konakladığı yere gönderiniz. Kendilerine sıkı sıkıya tembih ediniz, sakın ola ki onlara zina teklif eden askerleri reddetmesinler. Şayet bir kişi bu kadınlardan biri ile zina yapacak olursa, onların hepsi helak olacak, durmayın elinizi çabuk tutun...”
Bel’am’ın dediğini yaptılar ve kadınlarını süsleyip askerlerin arasına saldılar. Askerlerin ileri gelenlerinden çok kuvvetli birisi vardı, kızlardan birisini alıp, Yûşâ aleyhisselama şöyle seslendi: “Zannederim, şimdi sen bana bu güzel kadının haram olduğunu söyleyeceksin!”
Yûşâ aleyhisselam; “Evet, o sana haramdır” buyurunca, asker; “Vallahi bu konuda seni asla dinlemeyeceğim” dedi ve kadını çadırına götürdü. Allahü teâlâ, o anda oraya taun (veba) hastalığı gönderdi. Asker kırılmaya başlamıştı...

Askerin içinde çok güçlü ve Yûşâ aleyhisselamın da yakını olan başka birisi vardı. O asi askerin hakkından ancak o gelebilirdi. Hemen onu buldular. O da korkusuzca çadıra girdi ve zina halindeki askeri ve kadını mızrağıyla öldürdü. Taun hastalığının sebep olduğu ölümler de o anda durdu...

Bu sırada Bel’am bin Baura’nın dili ağzından çıkıp göğsü üzerine sarktı. Nefsin ve şeytanın saptırmasıyla, dünya malına ve kadına meylederek yeni hileler peşine düştü ve imansız öldü. Kur’an-ı kerimde A’raf suresinin 175. ve 176. ayet-i kerimelerinde soluyan köpeğe benzetildi. “Onun gibiler köpek gibidir” sözü, dillerde darb-ı mesel olarak kaldı...
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
12 Ağustos, 2009, 16:18:32
Şuheda

Aktif Kardeş
*

Rep: 10

Konu Sayısı: 67 Mesaj Sayısı: 272

Nerden: Medine-i Münevvere

Offline

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»

Allah korusun inşallah bizde Bel’am bin Baura gibi olmayız
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC