Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 07:38:29 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: İmâm-ı Rabbanî (K.S.)
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 484 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İmâm-ı Rabbanî (K.S.)  (Okunma Sayısı 484 defa)
22 Mayıs, 2008, 20:11:47
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

Büyük Velî Müceddid-i Elf-i Sânî İmâm-ı Rabbanî (K.S.)

Büyük İslâm âlimi ve büyük velîdir. Adı, Ahmed bin Abdülehad’dir. 1563 (h.971) senesinde aşûre günü Hindistan’ın Serhend şehrinde doğdu. 1624 (h.1034)’te doğduğu yerde vefât etti. İnsanların, i‘tikad, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenmelerini, öğrendikleri ile amel etmelerini sağlayan, insanları Allâhü Te‘âlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine Silsile-i âliyye denilen İslâm âlimlerinin yirmiüçüncü halkasıdır. Hazret-i Ömer (r.a.)’in soyundan olup babası ve dedelerinin hepsi, zamanlarının büyük âlimi, sâlih, fazîletli kimseleriydi.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri doğduktan bir müddet sonra hastalanınca babası onu kendi hocası Şah Kemal Kıhteli Kâdirî’ye göstermiş, o da; “Korkma bu çocuk çok yaşayacak ve büyük bir zât olacak” buyurup, elinden tutarak ağzından öpmüş ve ma‘nevî feyzlere kavuşturmuştur.

İlk tahsilini babasından yapmış, Arapçayı öğrenmiş, küçük yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberlemiştir. Sesi güzel olduğundan bülbül gibi okurdu. Çeşitli ilimlere âit küçük kitapları ezberlemiş, sonra Siyalkut şehrine gidip büyük âlim Mevlânâ Kemâleddîn-i Keşmirî’den aklî (fizik, kimya, biyoloji, matematik vs.) ilimleri gâyet iyi okumuştur. Kadı Behlûl-i Bedahşânî’den de naklî, yâni dînî ilimleri okuyarak icâzet (diploma) almıştır. Onyedi yaşındayken tahsilini tamamlayıp, aklî ve naklî (kelâm, fıkıh, tasavvuf) ilimlerin hepsinden icâzet almıştır.

Tahsili esnâsında babası vasıtasıyla Kâdirî ve Çeştî yollarının büyüklerinden feyz aldı. Babası hayattayken, ilim öğretmeye başladı. Bu sıralarda Risâletü’t-Tehlîliyye, Risâletü Redd-i Revâfıd, İsbâtü’n-Nübüvve ve başka birçok risâle ve kitap yazmıştır. Fesâhati, belâgati, sür‘at-i intikâli (çabuk kavrayışlılığı), zekâsının üstünlüğü herkesi hayrette bırakıyordu.

Zamanın âlimleri İmâm-ı Rabbânî hazretlerine “Sıla” ismi ile hitâb ettiler. Sıla, birleştirici demektir. Çünkü o, tasavvufun İslâmiyetten ayrı bir şey olmadığını İslâmiyete uygun bir şey olduğunu isbât ederek, ahkâm-ı İslâmiyye ile tasavvufu vasletmiş, birleştirmiştir. Bir mektubunda da; “Beni iki derya arasında sıla yapan Allahü Te‘âlâya hamd olsun.” diye duâ etmiştir.

“Ümmetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefaati ile çok kimseler Cennete girer.” (H.Şerîf, Cem‘u’l-Cevâmî) Bu hadîs-i şerîf ile o büyük zâtın geleceği haber verilmiştir.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, Müceddîd-i Elf-i Sânî’dir. Yâni hicrî ikinci bin yılının müceddididir. Eski ümmetler zamanında, her bin senede yeni din getiren bir Resûl gönderilirdi, yeni din önceki dîni değiştirir, bazı hükümleri kaldırırdı.

Her yüz senede de bir Nebî gelir, din sahibi peygamberin dînini değiştirmez, kuvvetlendirirdi. Hadîs-i şerîfte, bu ümmete ise her yüz yıl başında İslâm dînini kuvvetlendiren bir âlim geleceği haber verilmektedir. Peygamber (s.a.v.) Efendimizden sonra peygamber gelmeyeceğine göre, kendisinden bin sene sonra, İslâm dînini her bakımdan ihyâ edecek, dîne sokulan bid‘atleri temizleyip, asr-ı saâdetteki temiz hâline getirecek, dîn ve fen ilimlerinde tam vâris, âlim ve ârif bir zâtın olması lâzımdı.

Kendisine ilk defa Müceddid-i Elf-i Sânî ismini veren, zamanının en büyük âlimlerinden Abdülhakîm-i Siyalkûtî’dir. O zamanın diğer büyük âlimleri de onu methetmiş, övmüşlerdir.

(Yeni Rehber Ansiklopedisi, 10.c., 55.s.)  

Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
29 Ekim, 2008, 01:04:18
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»

            BİN YILDA BİR GELİR

İmam-ı Rabbânî hazretleri, gerek kitapları ve gerekse her devirde yaşayan vekilleriyle, nuru gitgide artan ve ışığıyla insanları ebedi saadete kavuşturacak eşsiz bir güneştir. Yeter ki kalpler, ihlas ve muhabbetle ona yönelsin.


İmam-ı Rabbânî hazretleri, Resulullaha ve onun yoluna kavuşturan eşsiz bir klavuz, kalplerin güneşi, gönüllerin tabibidir. O peygamberlikten başka bir insanın çıkabileceği bütün makamlara en kamil şekilde kavuşan, evliyalar serveridir. Allahü teâla’ya kavuşturan bütün yollarda mürşid-i kamil olan mü’minleri baştacı, İmam-ı Rabbânî hazretleri, altı binden fazla keramet göstermiştir. Resulullahın en büyük mucizesi Kur’an-ı Kerim’dir. Allahü teâlânın bu büyük evliyasının, en büyük kerameti de, Kur’an-ı kerîm’in gösterdiği yolda, sünnet-i seniyye ye tabiiyette, istikamet üzere olmasıdır. İmamı Rabbânî hazretleri bu hususu şöyle beyan buyurmaktadır ki, bu muazzam bir ifadedir: “Bizim yolumuzun esası bid’atleri ilgâ (yani yok etmek) ve sünneti seniyye ye tam tabiiyettir.”


            İLİM DERYASI: MEKTUBAT-I ŞERİF
Silsilei aliye adı verilen büyük evliyalar zincirinin en büyük halkalarından olan ve İmam-ı Rabbânî hazretlerinin mahdumu olan Muhammed Masum hazretlerinin: “Babamın her bir mektubu bir büyük deryadır ki, sonu görünmez onun” diye buyurduğu, evliyaullahın: “ Kur’ an-ı Kerîm’den ve hadîs-i şerîflerden sonra en kıymetli eserdir” diye ittifak ettiği, büyük evliya Abdullahı Dehlevi hazretlerinin: “ Evliyalık ve nübüvvet yollarının kemâlâtını ve inceliklerini bildirmekte bir eşi daha yoktur” diye ifade ettiği, Silsile-i aliyye’nin büyüklerinden Hazreti Seyyid Taha-i Nehri’ nin, her gün okuttuğu ve içindeki esrar hazinelerinden haberler verdiği, evliyanın sohbetlerinin feyz menbaı, kaynak kitabı olan, hikmetler deryası, Kıyamete kadar ilahi nurların yayıldığı, büyük velinin feyzlerine kavuşulması saadetine sebep olan ve üç ciltten oluşan mektubat-ı şerif kitabı, İmam-ı Rabbânî hazretlerinin, idraklerin dışında olan büyüklüğünün en büyük habercilerindendir.

İçinde ancak büyük evliyanın anlayabileceği manevi makamlardan, hallerden ve esrarlardan sözetmesinin yanında, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına riayetin insanı iki cihanda seadete kavuşturacağı, Resulullahın güzel ahlakını, dünyanın geçici olduğu, nefsin ve ruhun ne olduğu, Eshab-ı kiramın hepsini sevmek gerektiği, ehl-i sünnet itikadı dışındaki bütün yolların delalet olduğu, evliyaullaha muhabbetin şart olduğu, bid’at ehlinden uzak durmak gerektiği, sünneti ihya etmenin bu yolun esası olduğu, evliyanın sohbetinin (ve kitaplarını okumanın) en büyük hazine olduğu, Allah için sevip, Allah için buğzetmenin imanın esaslarından olduğu, evliyanın keşflerinin islamiyyete uyması ölçüsünde isabetli olduğunu, ibadetlerin hakikatini ve nasıl kâmil bir şekilde yapılacağını delilleriyle açıklayan ve “evliyanın sözünde Rabbânî tesir vardır” sözünü en muazzam ölçüde kalplere yerleştiren, kıymeti ölçülemeyecek değerde eşsiz bir eserdir, İmam-ı Rabbânî hazretlerinin Mektubat-ı Şerif’i.


            KERİMLERİN KAPISI ÇALININCA AÇILIR
Müminlerin gözbebeği, emsali az görülen hizmetleriyle geçirir her anını. Ve geçer yıllar. Bir ara rahatsızlanır imam-ı Rabbânî hazretleri. Artık veda zamanının firak ateşinin, gönülleri dağlama zamanı yaklaşmıştır. Başta oğlu ve vekil olarak bıraktığı büyük evliya Mehmet Masum hazretleri olmak üzere, ailesini talebelerini ve bütün dünyadaki müminleri tarifsiz elemlere sevkederek, yıllar önce işaret ettiği yaşta, Resulullahın vefat ettiği gibi, 63 yaşında, 1624 (hicri 1034) yılında, vefat eder büyük veli. Bir ömür boyunca her hücresiyle aşkıyla yandığı Cenab-ı Hakka ve Resulullaha kavuşur. Vefatından defnine kadar harikulade haller yaşanır. Ve Hindistan - serhend de ki, hâne-i seadetlerinin yanına defnedilir .

İmam -ı Rabbânî hazretleri, başta mektubat-ı şerif olmak üzere, gerek kitapları ve gerekse her devirde yaşayan vekilleriyle, nuru gitgide artan ve ışıklarıyla insanları seadeti ebediyye ye kıyamete kadar kavuşturmağa devam edecek olan eşsiz bir güneştir. Yeter ki kalpler, ihlas ve muhabbetle ona yönelsin. Çünkü o, çok merhametli ve kerem sahibidir... Ona sığınanların, bu kıymeti ölçülemeyecek nimetlere kavuşacak olmasının müjdesi, yine kendi mübarek ifadelerinde bulur manasını: “Kerimlerin kapısı çalınınca, açılır.”
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC