Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 07:15:04 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Söz dinlemeyen neticesine katlanır
Cevap SayisiCevap Sayisi: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 245 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Söz dinlemeyen neticesine katlanır  (Okunma Sayısı 245 defa)
05 Nisan, 2009, 21:13:03
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

              Söz dinlemeyen neticesine katlanır

     Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselâmdan dünyanın sonuna kadar gelecek olan bütün insanların rûhlarını yarattığında onlara;
(Elestü bi-rabbi-küm? yani Ben sizin Rabbiniz değil miyim) diye hitâb ettiğinde, bütün rûhlar;
(Belâ, Evet, biz kabûl ettik. Sen bizim Rabbimizsin yâ Rabbî) diyerek söz vermişlerdir.

     Rûhlar âleminde verilen bu söz, insanlara, dünyaya geldikleri zaman, Peygamberler ve Onların vârisleri olan âlimler tarafından hatırlatılmaktadır. Bunlardan bazısı, verdiği söze sâdık kalarak îmân etmiş, bazısı da, o sözü unutarak veya inkâr ederek reddetmiş, söz dinlememişlerdir. Söz dinleyip îmân edenler, sonsuz Cennet nimetlerine kavuşacak, dinlemeyip inkâr edenler de, sonsuz Cehennem azâblarını tadacaklardır.
Dünyada bile, danışarak hareket edip söz dinleyenler, rahat ve huzurlu olmuşlar, danışmadan, kafasına göre hereket edenler de, çeşitli sıkıntılara düşmüşlerdir.

MÜNAFIĞIN ALÂMETİ
Hadîs-i şerîfde;
(Münâfıklık alâmeti üçtür: Yalan söylemek, va’dini îfâ etmemek, emânete hıyânet etmek) buyuruldu.

Vaktiyle Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerini seven bir genç, Mısır’a ticâret yapmak için gitmeye karar verir. Akrabâsı gitmemesi için çok zorlar ise de, dinlemez ve kararından vazgeçmez. Durumu Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerine bildirdiklerinde;
-Gitme! buyurur ama genç, kimseyi dinlemeyip gizlice bir gemi ile yola çıkar. Gencin bindiği gemi, korsanlar tarafından zaptedilir ve genç de esir alınır. Korsanlar, gemideki genç dahil esirlerin hepsini, memleketlerine götürüp çeşitli yerlerde çalıştırırlar.
Uzun zaman bu şekilde, esir olarak çeşitli işlerde çalıştırılan genç, başına gelen felâketlerin sebeblerini, Allahü teâlânın sevdiği bir kulun sözünü dinlememekten olduğunu anlar ve çok pişmân olup, tövbe, istigfâr eder, yalvarır. Bu tövbe ve yalvarmaları kırk gün devâm eder. Nihayet bir gece rüyâsında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretlerini görür ve kendisine;
-Yarın senden bâzı şeyler soracaklar. Ne sorarlarsa, biliyorum de! buyurarak tenbihte bulunur ve bir hastalık ile ilgili ilâç da târif eder. Genç uyandığında sevince gark olur, güneşin doğmasını adeta iple çeker. Sabahleyin yanına gelenler;
-Doktorlukla ilgili bir bilgin var mı? diye sorarlar. Genç de;
-Var! deyince, genci alıp o yerin hükümdârına götürürler. Meğer o yerin hükümdârı hasta imiş. Hiçbir doktor derdine çâre bulamamış, hükümdâr da hastalıktan kurtulamamış.

Bu genç, hasta hükümdârı görüp;
-Bana, şu şu meyvelerden şu kadar, şu şu otlardan şu kadar getirin der. Kısa zamanda bulup getirirler ve genç, rüyâda kendisine tarif edildiği gibi, hepsini güzelce öğütüp karıştırır, mâcun hâline getirerek hastaya yedirir. Hasta, Allahü teâlânın izniyle bir anda şifâ bulr. Hükümdâr bu hastalıktan ümidini kesmiş iken, birden şifâya kavuşunca, gence;
-Bir murâdın varsa söyle, yerine getireyim. Mal, mülk istersen seni zengin edelim der.

Genç;
-Ben, hiçbir şey bilmeyen bir kimseyim. Âilemden ve hocamdan izinsiz para kazanmak için evden çıktım. Beni yolda esir alıp, buralara getirdiler. Esir olunca, başıma gelen bu musîbetin sebebini anlayıp, çok tövbe ettim ve hocam Mevlânâ hazretlerinden mânen af diledim. Kendisini, kurtulmam için Allahü teâlâya vesîle eyledim. Bu akşam hocam Mevlânâ hazretleri, bana bu size yaptığım şeyleri târif eyledi. Ben de aynen yaptım. Gördüğünüz gibi, bütün bunlar, hocamın himmeti ve bereketiyle oldu der.
Hükümdâr da, genci serbest bırakıp, çok para vererek zengin eyler ve memleketine gönderir.

Sa’düddîn-i Kaşgârî hazretleri, bir talebesine bazı vazifeler verir. Talebe ise, kendine göre haklı gördüğü şeyleri yapmaya kalkar. Fakat başına gelmedik sıkıntı kalmaz. Hemen hatasını anlayıp tövbe eder ve hocasından özür diler. Talebesinin özrünü kabul eden Sa’düddîn-i Kaşgârî hazretleri;
“Söz dinleyen kurtulur” buyurur.

Netice olarak söz dinleyen, rahat eder, aziz olur. Dinlemeyen ise, hem dünyada, hem de âhırette sıkıntılara düşer, rezil olur.
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
13 Ağustos, 2009, 20:41:46
Şuheda

Aktif Kardeş
*

Rep: 10

Konu Sayısı: 67 Mesaj Sayısı: 272

Nerden: Medine-i Münevvere

Offline

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»

gerçekten Söz dinleyen kurtulur
Allah razı olsun
Logged
14 Ağustos, 2009, 13:18:22
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #2 :»

Allah'ım bizleri söz dinleyen kullardan eylesin inşallah

Amin
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC