Gönüllere İnen Ses
15 Rebiü'l-Evvel 1433
09 Şubat, 2012, 01:46:49 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Söz ve fiille gönül kırmaya tevbe
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 279 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Söz ve fiille gönül kırmaya tevbe  (Okunma Sayısı 279 defa)
01 Nisan, 2009, 16:21:30
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1624 Mesaj Sayısı: 2885

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

              Söz ve fiille gönül kırmaya tevbe

       Halka kötü söz söylemek veyâ arkalarından onları kötülemek sûretiyle kalplere karşı işlenen cinâyete gelince, diliyle kime hücûm etmiş, bir fiiliyle kimin kalbini kırmış ise, teker teker onlardan helâllik istemelidir. Kim ölür ve kaybolursa, artık ondan helâllik istemek, mümkün değildir.

Bu bakımdan fazla sevâblar işlemek sûretiyle onu telâfiye çalışmalıdır ki kıyâmette o kötülüğün bedeli olarak sevâblarından alınmış olsun.

Ama görüp de rızâsıyla helâlliğini elde eden kimseye gelince, bu helâllik onun keffâreti olur. Ona karşı yaptığı kötülüğün miktarını ve ona ne kadar taarruz ettiğini söylemesi boynunun borcudur.

Bu bakımdan müphem bir şekilde helâllik kâfi değildir. Çoğu zaman, kişi o kötülüğü bilse kötülüğün çokluğunu anlasa onu helâl etmeye râzı olmaz. Onu kıyâmette kendisine zahîre yapar, onun hasenâtından alır veyâ günâhlarını ona yükletir.

Günâhı söylemeye ve ta‘rif etmeye gelince, bu yeni bir günâhdır. Bu günâhdan helâllik istemek farzdır. Ne zaman bir kötülüğü hatırlarsa ve kendisine karşı kötülük işlenen bir kimse de bunu biliyorsa, fakat bir türlü nefsi helâllik istemeye müsâmaha etmiyorsa o zulüm, kötülük işleyenin üzerinde kalmış olur. Çünkü bu kişinin hakkıdır. Bu bakımdan o mazlum kişiye yumuşak davranmak, onun mühim işlerine koşmak, onun kalbini râzı edecek tarzda kendisine şefkat göstermek ve muhabbetini izhâr etmek zâlimin vazîfesidir.

Zîrâ insan iyiliğin kulu ve kölesidir. Kim bir kötülükle ürkütülmüş ise, bir iyilikle kalbi zâlime meyledebilir. Bu bakımdan kalbi, suçlunun sevgisi ve yumuşaklığıyla dolduğu zaman nefsi helâl etmeye yanaşır. Eğer suçlunun bütün iyi davranışlarına rağmen yine de helâl etmemekte ısrar ederse, suçlunun ona karşı gösterdiği yumuşaklık ve beyan ettiği ma‘zeret, suçlunun sevâblarına eklenir. Öyle sevâblar ki kıyâmette onlarla kötülüğünün kapatılma imkânı olabilir.


       (Huccetü’l İslâm imâm-ı Gazâlî (rh.a.), İhyâ-u Ulûmiddîn, 4.c, 68.s.)    
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC