Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 06:57:56 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: 2. Hz. Selmân-ı Fârisî (r.a.)
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 444 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 2. Hz. Selmân-ı Fârisî (r.a.)  (Okunma Sayısı 444 defa)
18 Mart, 2009, 16:36:14
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

SİLSİLE-İ ÂLİYE'NİN İKİNCİ POSTNÎŞÎNİ
Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

HZ. SELMÂN-I FÂRİSÎ (R.A.)


      Ebû Abdullah Selmân-ı Fârisî (r.a.), aslen İranlıdır. Eski ismi “Mâbih” olub, Babası İran dehkanlarından “Bûd” yahud “Budahşan” isminde bir zât olup bulunduğu karyenin beyi, ağasıydı. Taraf-ı âli-i Risâletpenâhî (s.a.v.)’den kendisine “Selmânu'l-Hayr” lakabı bahşolunmuştur.

       Selmân-ı Fârisî (r.a.), gençliğinde Mecûsî iken, dîn-i hak aşkı ile âba ve ecdadının dînini terk edip ibtida nasraniyyeti kabul etmiş ve O Nûr-ı Hidayet'e tabi' olmak için refakatlerine dahil olduğu tacirlerin hıyânetleriyle köle olarak Medine Yahudîlerinden birine satılmışdı.

       Süleyman Çelebi Merhumun: Kimde ki aşkın nişanı vardurur, Elbette ânı ma'şûka irdürür beyti mazmûnunca Hâtemu'n-nebiyyîn (s.a.v.) Efendimiz'in cemâl-i bâ-kemaliyle ve şeref-i dîn-i İslâm ile müşerref olarak, Hatem-i nübüvvete ağlayarak yüz sürmüşdü ve matlubuna kavuşmuşdu. İbn-i Sa‘d'in rivayetine göre Hadîs-i şerîfte: “Selmân'a doyasıya ilim verilmişdir.” buyurulmuşdur.

       Kezâ Resûlullâh (s.a.v.): “Cennet üç kişiye yani, Ali, Ammar ve Selman'a müştakdır.” buyurmuşdur.

       Hz. Alî (r.a.) onun hakkında: “Ulûm-i evvelini ve âhirini tahsil etmiş bitmez ve tükenmez bir bahirden, bizden, yani ehl-i Beyt-i Nübüvvetdendir.” diye buyurmuşdur.

       Geceleri Resûlullâh (s.a.v.) ile tenhâca pek çok musâhabet eylerdi. Hicrî 35 senesinde Medayin'de valiyken rahmet-i Rahmân'a kavuşmuştur.

       Kıymettar sözlerinden bazıları:

       Mü'minin dünyada hâl ü şânı tabibi yanında bulunan bir hastanın hali gibidir ki, o tabib onun derdini ve devasını bildiği için muzır bir şey iştiha ettiğinde mani olup, eğer onu yersen helak olursun, der. Mü'min de birçok şeyleri arzu eder ki Hakk Te‘âlâ Hazretleri onu onlardan men'eder. Tâ ki, öldüğünde cennete idhâl eylesin.

(Hz. Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (k.s.),
Ashab-ı Kiram, 126-145.s.)

       Bir gün Cum’a sûresi nâzil oluyordu. 3. âyetin sonunda Ashab’dan birisi; “Bunlar kimlerdir yâ Resûlallâh?” diye üç kere sordu.Üçüncüde Allâh Resûlü (s.a.v.) elini yanındaki Selman-ı Farisî (r.a.)’in omuzuna koyarak:

       -“Bunlardan öyle erler gelir ki, îman Süreyya Yıldızı’nda olsa varır erişirler.” buyurdu. (Buharî, Müslim, Tirmizî)

       Ulemâ diyor ki: “Bu Hadîs-i şerîfte Nakşî Silsilesi’ne işaret vardır.”
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC