Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1651
Mesaj Sayısı: 2996
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« :» |
|
SİLSİLE-İ ÂLİYENİN YEDİNCİ POSTNÎŞÎNİ Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın
HZ. EBÛ ALİ FÂRMEDÎ (K.S.) İsmi, Fadl bin Muhammed'dir. Künyesi, Ebû Ali'dir. Ebû Ali Fârmedî diye meşhur olmuştur. 1042 (H. 434) senesinde doğdu.
Zâhirî din ilimlerini, Ebü'l-Kâsım Kuşeyrî'den öğrendi. Ayrıca, Ebû Abdullah Muhammed bin Muhammed Şîrâzî, Ebû Mansûr Temîmî, Ebû Abdurrahmân Neylî, Ebû Osman Sâbunî ve başka âlimlerden de ilim tahsili gördü.
Tasavvuf ilminde yüksek derecelere kavuşması iki vâsıtayla olmuştur. Birisi Ebü'l-Kâsım Gürgânî-i Tûsî, diğeri de Ebü'l-Hasan Harkânî'dir.
Ebû Ali Fârmedî (k.s.), Nizâmülmülk'ün makâmına gelince, büyük vezir derin bir hürmetle ayağa kalkar, O’nu kendi makâmına oturturdu. Hâlbuki, İmâmü’l-Haremeyn ve Ebü'l-Kâsım Kuşeyrî geldiği zaman, sâdece ayağa kalkar, yerini terk etmezdi. “Neden böyle yapıyorsun?” diye sorduklarında; “Ebû Ali Fârmedî hazretleri benim yüzüme karşı kusurlarımı söylüyor, yaptığım yanlış işleri açıklayıp beni îkâz ediyor. Diğer âlimler ise, beni bana övüyorlar. Bu yüzden nefsim gururlanıyor. Ebû Ali Fârmedî hazretlerinin yermesi, benim için daha hayırlı olduğundan, ona daha çok hürmet ediyorum.” derdi.
Ebû Ali Fârmedî ilim ve fazîlette yüksek derecelere ulaşıp, pekçok talebe yetiştirdi. Yûsuf Hemedânî ve İmâm-ı Gazâlî gibi büyük âlimler onun ilim meclisinde ve sohbetinde yetiştiler. Her ikisi de Ebû Ali Fârmedî hazretlerinden istifâde ederek kemâle gelip yüksek derecelere kavuştu. Ömrünü ilim öğrenmek, öğretmek ve insanlara Allâhü Te‘âlânın emir ve yasaklarını anlatmakla geçiren Ebû Ali Fârmedî, 1085 (H. 477) senesinde vefât etti. Kabri Tûs, yâni Meşhed şehrindedir.
Ebû Ali Fârmedî (k.s.) buyurdular ki: “Talebenin hocasına karşı dili ile saygılı olması gerektiği gibi söylediğini de kalbinden reddetmemelidir.” Bununla ilgili şu rüyâsını anlatır: Hocam Ebü'l-Kâsım Gürgânî'ye bir rüyâmı anlattım ve ona; “Senin bana rüyâmda şöyle şöyle dediğini gördüm ve niçin böyle yaptığını sordum.” dedim. Hocam, bunun üzerine bir ay benimle konuşmadı ve; “Eğer içinde söylediklerimi reddetmek duygusu ve cevap arzusu olmasa, rüyânda bana bunu bu şekilde sormazdın.” dedi.
(Yeni Rehber Ansiklopedisi, 6.c., 106.s.)
|