|
Deryagül
|
 |
« :» |
|
Komşunun komşudaki hakkı
Resûlullâh (s.a.v.)’e soruldu:
- Yâ Resûlallâh (s.a.v.)! Komşunun komşudaki hakkı nedir?
- “Borç istediği zaman borç vermek, da‘vet ederse icâbet etmek, hasta olursa ziyâret etmek, yardım talep ederse yardım etmek, başına bir felâket gelirse ta‘ziyesine gitmek, bir hayır işi olursa tebrîk etmek, ölürse cenâzesinde bulunmak, kendisi olmayınca ehlini ve malını korumak, ona bir toz bile taşıtmamak, meğer ki ona hediye etmiş olasın da alıp götüreceği bir şey olsun.”
Bazıları bu dokuz işe şu onuncunun da eklendiğini söylediler: - “Evini komşunun evinden yüksek yapmamak; meğer ki, gönül hoşluğu ile olsun.”
Resûlullâh (s.a.v.) şöyle anlattı:
“Komşu üçe ayrılır: Bir komşu vardır ki, onun üç hakkı vardır. Bir komşu vardır ki, onun iki hakkı vardır. Bir komşu vardır ki, onun sâdece bir hakkı vardır.
Üç hakkı olan komşu, akraba olan, müslümân olan komşudur. İki hakkı olan komşu, müslümân olan komşudur. Bir hakkı olan komşu ise müslümân olmayan gayr-ı müslim zimmî komşudur.”
İnsana yakışan odur ki, komşusu müslümân olmasa bile onun komşuluk hakkını gözetmesi lâzımdır. Ebû Zerr Gıfârî (r.a.) anlatıyor:
- Halîlim Resûlullâh (s.a.v.) bana üç tavsiyede bulundu:
1. Hak sözü dinle ve itaat et. İsterse söyleyen burnu kesik biri olsun.
2. Bir çorba pişirdiğin zaman suyunu fazla koy. Bundan, komşu çocuklarının hakkını gözet.
3. Namâzı da vaktinde edâ et.
(Ebû Leys Semerkandî, Tenbihü’l-Ğâfilin Bostânu’l-‘Ârifin, 152-153.s.)
|