Erguvan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş

Rep: 35
Konu Sayısı: 1651
Mesaj Sayısı: 2996
Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar
Uyarı Puanı:
%0
|
 |
« Yanıtla #1 :» |
|
***Bir grup, fıkıh ve usûl-i fıkıh ilimlerinde tasfiye ile başlamayı teklif ediyor.
***Bir grup, “önce sünneti (hadisleri) halledelim” diyor.
Öyle ya... Hadislerin doğru zannedilenleri bile şüpheli. Akla, maslahata, hatta Kur’an’a uymayanı var. Uyulması gerekenlerle, uyulmayanları da ayırmaları lâzım.
Üçüncü grup ise şöyle diyor:
***- İşe Kur’an’dan başlayalım. (Haşa)Çünkü, Kur’an’da hatalar, imlâ bozukluğu var.
(Hani, “Hadislerin Kur’an’a uymayanları bile olduğunu” söylüyordunuz. Hadisler Kur’an’a uysa bile, bu durumda sizin hışmınızdan kurtulamayacak. Çünkü siz Kur’an’ı bile hatasız kabul etmiyorsunuz ki.)
Kur’an’da hatalar ve imlâ bozukluğu var diyen ilâhiyatçı devam ediyor:
- Hatta kısmen tashihe (düzeltmeye) başladım. Çok anlam düzelmeleri oluyor.
Bu kadar ileri gidilince, adaşım olan yazar, bir fırsat “Bul”up, söz “Aç”ıyor. Ve diyor ki:
- Bu kadarına da pes yani. Kur’an, tevâtüren nakledilmiş ilâhî kelamdır. Ondan şüphe kişiyi dinsizliğe götürür.
(Allah bu sözleri onun mizanına koysun)
Süleyman Ateş müdahale ediyor: - Senin söz hakkın yok. Üstelik ben Kur’an hakkında öyle şeyler biliyorum ki, söylesem yer yerinden oynar.
Keşke konuşsaydı, içindekileri öğrenseydik de tek yer yerinden oynasaydı...
Kur’an’ı düzeltecek olan, Hayri Kırbaşoğlu’ymuş.
Sünneti elemek isteyenler, daha çok Ankara İlâhiyatın öğretim görevlileriymiş.
Ama bu iki konuya sonra el atılacakmış...
Çünkü, toplantıda, “Fıkhı ve fıkıh usulünü ictihatla değiştirmek” fikrinde olanlar çoğunlukta olduğu için önce ona karar verilmiş...
Değerli okuyucular, bu karar uygulanırsa, bütün ibâdetlerin şekilleri değişir.
Geçen sene, Orhan Uğuroğlu’nun “Söz Hakkı” programında konuşan Çorum İlahiyat’ın Dekanı Prof. Hasan Onat, demek ki boşuna konuşmuyormuş.
Hacda, mikat mahallinin ihramsız geçilmeyeceği hakkında diyordu ki:
- Ben, mîkat mahallini ihramsız geçip, ihrama Cidde’de girdim. Fıkıh kitapları, bu durumda bir kurban kesilmesini yazıyor ama ben kesmeyeceğim. Çünkü göreceksiniz, birkaç sene sonra benim söylediğim kabul edilecek. Zaten Hac yeniden dizayn edilmeli...
(Sayın okuyucular, bunların hiçbiri dinde reform falan olmuyor değil mi...)
Toplantıda kimler varmış? Meselâ Hayrettin Karaman orada mıymış? Evet, oradaymış. Ama bu konuşmalar karşısında hiç sesini çıkarmamış...
Bekir Topaloğlu ise bir laz fıkrası anlatıp geçmiş. (Eli işte dili oynaşta derler ya.)
Eveeet! Durum vaziyeti bu sevgili okuyucular...
Anlaşılıyor ki, icmâ-ı ümmet silinmiş; sünnet/hadisler hakkında şüphe var; Kur’an’sa, hataları(!) düzeltildikten sonra, müracaat edilebilir hale gelecek.
Görüyorsunuz ki, eveleyip gevelemeden, isim vererek açık açık yazdım.
Ben o toplantıda yoktum. Kaynağım, şahitlerin konuşup ve yazdıklarıdır.
Buna rağmen, yazımda isimleri geçen zatların, haklarında yazılanlara itirazları varsa, gönderecekleri açıklamaları samimiyetle bekliyorum.
İsterlerse, “Sükut ikrardan gelir” kâidesine göre, susmak da haklarıdır...
Esselâmü alâ meni’t-tebeal Hüdâ...
Ali Eren 3 Aralık 2001 Pt
|