|
Deryagül
|
 |
« :» |
|
Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Şefâatı
Azâb gören günâhkar müslümânlar Cebrâîl (a.s.)’ı görünce: “O keremli Cebrâîl, Muhammed (s.a.v.)’e vahiy getirirdi” derler ve Muhammed (s.a.v.) ismini duyunca, hep birden bağırırlar: - Ey Cebrâîl, Muhammed (s.a.v.)’e bizden selâm söyle, nâmımıza de ki: - Günâhlarımız seninle aramızı açtı. Bu kötü hâlimizi de ona anlat. Cebrâîl (a.s.) oradan ayrılır ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’e gider. O (s.a.v.)’i incili, beyaz bir köşkte bulur. O köşkün tam dört bin kapısı vardır. Her kapının çevresi iki sıra sırma altınla süslüdür.”
Cebrâîl (a.s.) şöyle konuşur: “Yâ Resûlallâh (s.a.v), ümmetinden ateşte azâb gören âsi grubun yanından geldim. Sana selâm söylediler ve: - Hâlimiz çok fenâ. Yerimiz pek dardır” dediler.
Bunu dinledikten sonra, Resûlullâh (s.a.v.) doğru Arş’ın altına gider. Orada secdeye kapanır. Allâhü Te‘âlâ’ya öyle bir hamd eder ki, öylesini hiç kimse yapmamıştır, yapamamıştır.
Allâhü Te‘âlâ emreder: “Ey Habîbim! Başını kaldır, iste! istediğin verilecek. Şefaat dile, şefaat dileğin kabûl olunacak.”
Resûlullâh (s.a.v.) şu dilekte bulunur: “Yâ Rabbi, ümmetimden günâhkârların hâli ne olacak? Onlara olan hükmü infâz eyledin. İntikâmını aldın. Onlara şefaatimi kabûl buyur!...”
Allâhü Te‘âlâ şöyle müjdeler: “Seni onlara şefaatçi kıldım. Cehenneme git; orada, “Allâh’tan başka ilâh yoktur.” diyeni çıkar.”
Resûlullâh (s.a.v.) oraya gider. Cehennem bekçibaşısı O (s.a.v.)’e saygıyla ayağa kalkar. Resûlullâh (s.a.v.) ona sorar: “Ey bekçibaşı, ümmetimin günâhkârları ne hâlde?”
Bekçibaşı: “Hâlleri çok kötü, yerleri de pek dardır” der. Resûlullâh (s.a.v): “Kapağı kaldır” deyince kapak kaldırılır. Oradakiler Resûlullâh (s.a.v.)’i görürler. Görür görmez de, şöyle bağırırlar:
“Yâ Resûlallâh (s.a.v.)! Ateş derilerimizi yaktı, ciğerlerimizi dağladı...”
Resûlullâh (s.a.v.) oradan onların hepsini çıkarır. Ateş onların hepsini yakıp kömür hâline getirmiştir. Allâh’ın Resûlü (s.a.v.) onları alır, doğru cennetin kapısında akan bir ırmağa götürür. Onun adı, Hayat Irmağı’dır. Orada yıkanıp çıktıkları zaman, temiz yüzlü, sürme gözlü birer taze delikanlı, birer tâze kız olurlar. Yüzleri aya benzer. Böylece Cennete girerler.
(Ebû Leys Semerkandî, Tenbîhü’l Gâfilîn Bostânü’l-Ârifîn, 70-71.s.)
|