Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 05:09:46 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Ayrı düşmüş bir garîbim...
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 165 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ayrı düşmüş bir garîbim...  (Okunma Sayısı 165 defa)
28 Kasım, 2008, 01:16:55
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

“Ayrı düşmüş bir garîbim...”

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın


   Emîr-ül mü’minîn hazreti Alî “radıyallahü teâlâ anh” âhirete sefer etti ve Hasan ve Hüseyin “radı­yallahü teâlâ anhümâ” hazretleri merkad-ı şerîfine [mezârına] defnettiler... Geri dönerken, yolda bir fakîre rast geldiler. Hazîn ses ile figân ediyordu. Hâlini sorduklarında, cevâb verdi ki:

   “ONA NE OLDU?..”
   “Ey azîzler! Ayrı düşmüş bir garîbim. Mihnetim çok. Gamımı paylaşacak kimse yok!” Onlar da dedi ki:
“Ya bu âna kadar gamını kim ile paylaşırdın?” Dedi ki:
“Bir seneden beri, her gün bu şehirden bir kimse gelip, benim ile ünsiyet eder, ilgilenirdi. Bütün ih­tiyâçlarımı temîn edip, giderdi...”
“İsmi nedir” diye sordular:
“İsmini bilmiyorum. Kendisine sordum, cevâb vermedi ve ‘benim merhametim Hak içindir, dünyâ şöhreti için değildir’ dedi.” “Sûreti (yüzü) ve hey’eti (vücûdu) nasıldı?” dediler.
   
   Dedi ki:
“Ben âmâyım. Ammâ, bu kadar bilirim ki, iki gündür yanıma uğrayıp, ahvâlimi sormuyor.” Dediler ki:
“Davranışları nasıldı?” Dedi ki:
“Meşgûliyyeti tesbîh ve tehlîl ile idi. Hattâ, tesbîh ve tehlîline meleklerden cevâb işittim. Belki, ka­pı ve duvârların tazîm etdiğini de hissederdim. (Miskîn miskîn ile garîb garîb ile oturur) buyurur­du...”
Hasen ve Hüseyn “radıyallahü teâlâ anhümâ” bu haberden giryân olup, dediler ki:
“Ey dervîş! Bu söylediğin nişânlar, Alî bin Ebî Tâlib’in nişânlarıdır.” Dedi ki:
“Ey mahdûmlar (oğullar). Ona ne oldu?” Dediler ki:
“Bir bedbaht onu şehîd etti. Biz onun kabrinden geliriz...” Dervîş bu haberden çok muzdarib olup (üzülüp), figâna başladı. Dedi ki:

   “KATRE DERYAYA KAVUŞTU...”

   “Ey şehzâdeler! Büyük ceddiniz hürmeti için olsun, beni o serverin mezârı yanına götürün!” Ha­san ve Hüseyin “radıyallahü teâlâ anhümâ” merhamet edip, bir elini hazret-i Hasan ve bir elini hazret-i Hüseyin tutup, emîr-ül mü’minîn Alî’nin “radıyallahü teâlâ anh” kabr-i şerîfine götürdü­ler... O dervîş, kabir üzerine düşüp, dedi ki:

   “Ey Allahım! Bu kabir sâhibinin hürmeti için, ben fakîri, hor ve zelîl, kimsesiz bırakma. Bu dertleri­me ortak olana kavuştur!..” Duâsı, Allahü teâlânın kazâ hükmüne uygun olup, o ân rûhunu teslîm etti.


Beyt: “Katre deryâya kavuştu. Zerre hurşîde intikâl etti...”

 “Katre (damla) deryâya (denize) kavuştu. Zerre hurşîde (güneşe) intikâl etti (kavuş­tu)...”

Hazreti Hasan ve Hüseyin o dervîşin techîz ve tekfînini yapıp, namâzını kılıp, o mevkide defnetti­ler...
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC