Gönüllere İnen Ses
15 Rebiü'l-Evvel 1433
09 Şubat, 2012, 02:09:34 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: UBEYDULLÂH AHRÂR (K.S.)
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 301 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: UBEYDULLÂH AHRÂR (K.S.)  (Okunma Sayısı 301 defa)
25 Kasım, 2008, 17:22:00
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1624 Mesaj Sayısı: 2885

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

           UBEYDULLÂH AHRÂR (K.S.)

     Evliyânın büyüklerindendir. İnsanların i‘tikâd, ibâdet ve ahlâk husûsunda doğruyu öğrenip yapmalarını sağlayan, Allâhü Te‘âlânın rızâsına kavuşturmak için rehberlik eden ve kendilerine Silsile-i âliyye denilen İslâm âlimlerinin on sekizincisidir.

İsmi, Ubeydullah bin Mahmüd bin Şihâbuddîn’dir. 1403 (h.806)’da Taşkent’te doğdu. 1490 (h.895) senesinde Semerkant’ta vefât etti. Babası, o zamanın büyük âlimlerinden velî bir zâttı. Soyu, annesi tarafından Hazret-i Ömer (r.a.)’e dayanır.

Çocukken yüzünde parlayan nûru görenler hayran kalıp, ona duâ ederlerdi. Dilinden Allâhü Te‘âlânın ismi hiç düşmez, devamlı zikirle meşgûl olurdu.

Dedesi Hace Şihâbüddîn, âlim ve evliyâ bir zâttı. Vefat edeceği sırada, torunlarını son olarak görüp vedâlaşmak istedi ve onlarla tek tek vedâlaştı. Torunu Ubeydullah Ahrâr’ı da görmek isteyip, babasına onu getirmesini söyledi. Yanına getirdiklerinde o zaman çok küçüktü. O yanına getirilince, beni yatağımdan kaldırın deyip, yatağı üzerinde oturarak, Ubeydullah Ahrâr’ı kucağına aldı.

Sarılarak ağladı ve şöyle dedi: “Benim istediğim çocuk budur. Ben, bunun büyük bir zât olduğu zaman hayatta olmam. Bunun âlemde yaptığı hizmetleri göremem. Bunun nâmı, şöhreti dünyâyı tutacak, İslâmiyete hizmet edecektir. Cihan pâdişâhları itaat edecekler. Bundan zuhur edecek işler, önceki âlimlerde görülmemiştir.” Daha birçok müjdeler verdikten sonra, tekrar bağrına basıp sarılarak, Ubeydullah Ahrâr’ın babası Mahmûd Şâşî’ye; “Benim bu oğlumu iyi gözet, gerektiği gibi yetiştirip terbiye et.” diye vasiyet etti.

Ubeydullah Ahrâr hazretleri daha çocukken, üstün hâllere kavuşmuş olup, kerametleri görülüyordu. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri buyurdu ki:

“Söz söylemek, dilin gönülle, gönlün de Hak ile olduğu zaman makbuldür.”

“Tasavvuf bilgilerinden maksat, kendini zorlamadan, uğraşmadan, her ân Allâhü Te‘âlâya teveccüh ve ikbâldir. Yâni her ân Allâhü Te‘âlâyı hatırlamaktır.”

“Bütün hâlleri ve keşifleri bize verseler, fakat ehl-i sünnet ve cemâat itikadını kalbimize yerleştirmeseler, hâlimi harâb, istikbâlimi karanlık bilirim. Eğer bütün haraplıktan, çirkinlikleri verseler ve kalbimizi ehl-i sünnet îtikâdıyla süsleseler hiç üzülmem.”

(Yeni Rehber Ansiklopedisi)
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC