Gönüllere İnen Ses
15 Rebiü'l-Evvel 1433
09 Şubat, 2012, 02:24:18 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Geylan'lı gönül sultanı Cemâleddîn-i Ezherî
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 362 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Geylan'lı gönül sultanı Cemâleddîn-i Ezherî  (Okunma Sayısı 362 defa)
09 Kasım, 2008, 17:08:31
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

             Geylanlı gönül sultanı Cemâleddîn-i Ezherî

     İslâm âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden olan Cemâleddîn-i Ezherî, 1358 (H.760) senesinde Geylân şehri civârında bulunan Lenger-Künân’da doğdu. Çocukluğu, köyünde geçen Cemâleddîn Muhammed, ilim öğrenme çağına gelince, Mısır’da bulunan meşhûr Câmi’ul-Ezher Medresesine git­ti ve tahsîlini orada tamamladıktan sonra, Tebrîz’e yerleşti.

   Tasavvuf yolunda ilerlemek için, Şihâbüddîn-i Sühreverdî hazretlerinin oğlu Şihâbüddîn-i Tebrî­zî’nin talebeleri arasına girdi. O büyük zâtın huzûrunda, sohbet ve hizmetlerinde bulunarak kemâ­le geldikten sonra, insanlara doğru yolu göstermek için, hocası tarafından Geylân taraflarına gön­derildi.

Geylân yakınlarında bulunan Poteste isimli köyde yerleşen Cemâleddîn-i Ezherî için, âlimleri ve ev­liyâyı sevenler, bir tekke ve mescid yaptırdılar. Burada uzun seneler hizmet edip, insanların sa­âdete kavuşmaları için çok gayret gösterdi. Çok talebe yetiştirdi.

İslâmiyetin bütün emir ve yasaklarına riâyet ettiği için, söylediği sözler insanlara çok tesir eden Cemâleddîn-i Ezherî, birçok kimsenin saâdete kavuşmalarına vesîle oldu.

Bu mübarek zatın yemesi ve içmesi çok az idi. Bâzan günlerce evinde yemek pişmediği olurdu. Fa­kat bu hâllerini kimseye bildirmez, kimsenin de bilmesini istemezdi. Hattâ bu hâllerin başkaları ta­rafından anlaşılmaması için, evde yemek pişiriliyormuş ve yemek yeniyormuş gibi sesler çıkarırdı.

İlim ve velîlik yolundaki derecesi pek üstün olan Seyyid Cemâleddîn-i Ezherî, yüksek dedelerine lâ­yık bir evlâd idi. Pek güzel olan Dâvûdî sesi ile çok güzel Kur’ân-ı kerîm okurdu...


        BİR DENSİZİN SONU!..

Bir defâsında meclisinde bulunanlara vaaz ederken kendini bilmez, densizin biri gelip, Seyyid Ce­mâleddîn hazretlerine edepsizce bâzı sözler sarf etti. O da bu sözlerden çok incindi. Fakat cevap vermedi. O kimse, çıkıp gitmek üzere kapıdan adımını atar atmaz, dışarıda bulunan bir köpek aya­ğını öyle bir ısırdı ki, etraftan yetişenler ne kadar uğraştılar ise de, köpek, o kimsenin ayağını bı­rakmadı.

Üstelik sürükleyerek oradan uzaklaştırdı. Başı taştan taşa çarpan o edepsiz kimse, fer­yâd ederek fecî şekilde can verdi. O köpek, o kimse ölmedikçe ayağını bırakmadı. Bu hâdiseyi ib­retle seyredenler, bir Allah adamını üzmenin tehlikesini daha iyi anladılar.
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC