Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 04:54:39 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Kur’ân-ı kerîm mahlûk diyenlerin akıbeti
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 281 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur’ân-ı kerîm mahlûk diyenlerin akıbeti  (Okunma Sayısı 281 defa)
08 Kasım, 2008, 08:53:38
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

            Kur’ân-ı kerîm mahlûk diyenlerin akıbeti

    Abbasi Halîfesi Mütevekkil, salih bir kimse idi. Bir gün, sırçadan, camdan yapılmış olan, alt ve üst tarafından su akan sarâya girmişti. Yakın adamları ve nedîmleri, sohbet dostları da yanında idi. Oturup sohbet ederlerken, güldü. Yanında bulunanlar, “Allah-ü Teâlâ seni hep güldürsün, ey mü’minlerin emîri, gülmenizin sebebi nedir?” dediler.


Halifenin, bozuk itikadlı kardeşi Vâsık da o sohbet meclisinde yakın dostlarıyla oturuyordu. Müte­vekkil, yakın adamlarına hitâben, “Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olup olmaması husûsunda çok titiz dav­randım. Halkı bu fikre davet ettim. Bir kısmı benim sâhib olduğum mâl ve mevkime bakıp kabûl et­tiler. Bazıları da hapsedildikten ve çok zorlandıktan sonra kabûl ettiler. Bir kısmı ise dinde ve vera­daki kuvvetleri sebebiyle kabûl etmediler... Bu hususta kalbime bir şüphe geldi. Bu i’tikâdı terk et­meyi ve bu mesele ile uğraşmamayı istiyorum” dedi.

Kur’ân-ı kerîm mahlûktur diye inanan ve bu mes’ele üzerinde çok duran İbni Ebî Dâvüd da orada idi. O, bu meselede çok ileri gitmişti.

“Ey mü’minlerin emîri! İhyâ ettiğin meseleyi söndürmek mi istiyorsun?” dedi. “Senden evvelkilerin yapmadığını sen yaptın. Bu mesele üzerinde durduğun için, Allahü teâlâ sana hayırlı karşılıklar ver­sin” dedi ve bu mesele hakkında çok mübâlağa etti. Vâsık’ın bu mutezîle i’tikâdından dönmesin­den korktu. Tam o anda Vâsık da, “Haydi bu husûsta Allahü teâlâya ahd edelim” deyiverdi.


Bunun üzerine İbni Ebû Dâvüd, “Eğer Kur’ân-ı kerîm mahlûk değilse, Allahü teâlâ beni ölmeden ön­ce dünyâda felç etsin” dedi. Orada bulunanlardan biri de, Kur’ân-ı kerîm mahlûk değilse, benim vücûduma demir çiviler batsın dedi. Bir başkası, eğer Kur’ân-ı kerîm mahlûk değilse, Allahü teâlâ benim bedenime fenâ koku versin. Tanıyan tanımayan benden bu kötü koku sebebiyle kaçsın, de­di. Bir başkası, eğer Kur’ân-ı kerîm mahlûk değilse, Allahü teâlâ beni denizde boğsun, dedi. Vâsık ise, eğer Kur’ân-ı kerîm mahlûk değilse, Allahü teâlâ benim vücûdumu dünyâda da âhirette de yaksın, dedi...


Hâlife Mütevekkil bunları anlattıktan sonra, o günleri hâtırladım, işte gülmemin sebebi budur, de­di.
Kur’ân-ı kerîm mahlûktur diyerek, sapık inançlarında ısrâr eden ve Allahü teâlâ ile ahd edenlerin her birinin sonu gerçekten de söyledikleri gibi oldu. Ahd etdikleri şey başlarına geldi...
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC