|
Deryagül
|
 |
« Yanıtla #1 :» |
|
Kıyâmet gününde kendilerine bir şefaatçi arayan halk, Mûsâ (a.s.)’a gelip :
- Ya Mûsâ, sen Resûlullâh’sın. Allâh (c.c.) seni risâleti ve kelâmiyle insanlar üzerinde fazîletli kıldı deyip hallerini arz edecek ve şefaat isteyeceklerdir. O da diğerleri gibi cevâb verip:
- Bu gün Rabbim çok kızgındır ve ben emirsiz bir kişi öldürdüm, bu durumda size şefaat etmeye gücüm yetmez ve “nefsim, nefsim, nefsim” deyip Hz. Îsâ (a.s.)’a gönderecek. Onlar da Îsâ (a.s.)’a gidecekler ve:
- Ya Îsâ, sen Allâh’ın Resûlüsün. O seni Meryem’in karnına saldı, rûh üfürdü, beşikte seni konuşturdu diyerek hallerini arz edip şefaat isteyeceklerdir. Îsâ (a.s.) da evvelkiler gibi cevâb verip bugün Rabbim çok kızgındır der fakat günâhını söylemez ve “Nefsim, nefsim, nefsim” diyerek onları, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e gönderir onlar da Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Hazretlerine gelirler ve:
- Ya Muhammed (s.a.v.)! Sen Resûlullâhsın, son Peygambersin Senin önceki ve sonraki bütün günâhların yarlığanmıştır der ve hallerini arz edip şefaat dilerler. O (s.a.v.) de Arş’ın altına gelip secdeye varır.
O anda Hakk Te‘âlâ Hazretleri, hiç kimseye açmadığı hamd ve senâ kapısını Habîbine açar ki, Rabbine hamd ve senâ etsin. O anda bir ses gelir. Yâ Muhammed (s.a.v.)! Başını kaldır, dilediğini iste verilsin ve şefaat eyle, şefaatin kabul olunsun, diyecektir. O da mübârek başını secdeden kaldırıp “Ümmetî ya Rabb, Ümmetî ya Rabb” der o anda şöyle bir ses gelir: “Ya Muhammed (s.a.v.)!, Ümmetinden üzerlerinde hesâbı bulunmayan kimseleri cennetin sağ kapısından içeri al. Diğer insanlar da geri kalan kapılardan girsinler.” İşte Fahr-i Âlem (s.a.v.) Hazretlerinden böyle bildirilmiştir. Allâh Resûlü ve Habîbi (s.a.v)’in buyurdukları doğrudur, gerçektir.
(İmâm-ı Kastalânî, İlâhî Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.), 505.s.)
|