Gönüllere İnen Ses
1 Recep 1433
23 Mayıs, 2012, 04:52:16 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın!
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 250 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın!  (Okunma Sayısı 250 defa)
04 Kasım, 2008, 15:12:27
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

               Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın!

     Allah-ü Teâlâ, bütün kullarından îmân etmelerini ve kötü huylarını terk edip, güzel huylarla hâllen­melerini istemektedir. İslâmiyyet de, güzel ahlâk demektir. Îmân nimeti ile şereflenenlerin, kötü huylarını tedâvi edip güzel huylarla hâllenmesi lâzımdır. Güzel huylardan birisi de secâattir ki, yi­ğitlik, bahadırlık, cesâret, kahramanlık anlamlarına gelmektedir.

Muhammed Hâdimî hazretleri;
“Şecâatin temeli, Allah-ü Teâlânın takdîrine râzı olmak, O’na tevekkül etmek, O’na güvenmektir. Şecâat sâhibi olan, dertlere, belâlara göğüs gerer, dayanır, sabreder” buyurmuştur.

Şecâatten birçok güzel huy meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de, ağır başlı olmak, övülmek­ten hoşlanmamak, kötülenmekten üzülmemek, fakîrle zenginleri müsâvî tutmak, tatlıyı, acıyı ayır­detmemek, hâdiselerin değişmesi ile değişmemek, hâlini korumak ve korkulu, sıkıntılı hâller karşı­sında çalışmasında gevşeklik olmamaktır.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, dünyânın geçici ve aldatıcı güzelliklerine hiç bakmazdı. Peygamberliğini bil­dirmeye başladığı zamânlarda, Kureyşin ileri gelenleri, yanına gelip;

-“Sana istediğin kadar mal verelim. İstediğin kızı verelim. İstediğin yere başkan yapalım. Bu işten vazgeç!” dedikleri hâlde, yüzlerine bile bakmadı.

Fakîrlere ve kimsesizlere karşı merhametli, müte­vâzı, mal ve mülk sâhiplerine karşı ise, ağırbaşlı ve ciddî idi. Uhud, Hendek, ve Huneyn gazaların­da en ümitsiz muhârebelerin en korkunç zamânlarında bile, hiç geri dönmedi. Allah-ü Teâlâ'nın koru­yacağına, Mâide sûresinin 70. âyet-i kerîmesinde meâlen buyurulan;

Allah-ü Teâlâ, seni insanların zararlarından korur! va’dine tam inanmıştı. Hâllerin, şartların değiş­mesi, O'nun güzel ahlâkında, herkese karşı olan davranışlarında, ufak bir değişme yapmamıştır.
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

04 Kasım, 2008, 15:17:21
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»




Muhammed Ma’sûm hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:
"Her hâlinde, sünnete uymaya ve bid’atten sakınmaya çalış!  Sıkıntılı zamânlarında, Allahtan ümidi­ni kesme, hiç üzülme!"

İnşirâh sûresinin 5. âyetinde meâlen;
"Her sıkıntıdan sonra, ferahlık, kolaylık vardır" buyuruldu.
 
Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın! Varlık ve yokluk zamânları, hâlini de­ğiştirmesin. Hattâ, yokluk zamânında neşen, varlıkta da sıkıntın artsın!

Kendini, üzerinde hakkı olanların esîri bilmelidir. Selef-i sâlihînin hâllerini her vakit okumalı ve garîp­leri, fakîrleri ziyâret etmelidir. Hiç kimseyi gıybet etmemeli, çekiştirmemeli, gıybet yapana mâni ol­malıdır. Emr-i ma’rûfu ve nehy-i münkeri yanî nasîhati elden kaçırmamalıdır. Fakîrlere, dine hizmet edenlere, mal ile yardım etmelidir. Hayır, hasenât yapmalıdır. Günâh işlemekten sakınmalıdır. Fakîr­likten korkarak, hasîslik, cimrilik yapmamalıdır.

Bakara sûresinin 268. âyetinde meâlen;
"Şeytân, sizi fakîrlikle korkutur ve fuhuş işlemeye sürükler" buyuruldu.

Fakîr olunca üzülmemelidir ki, Allah-ü Teâlâ, servet de ihsân eder. Hakîkî servet, âhirette râhat et­mektir. Dünyâ sıkıntıları, âhiret râhatlığına sebeb olur.

Hadîs-i şerîfte;
"Çoluk çocuğu çok ve rızkı az olup, namâzlarını, şartlarına uygun olarak kılan ve Müslümânları gıy­bet etmeyen, Kıyâmette benimle birlikte haşrolunacaktır" buyuruldu.”

Netice olarak, neşeli zamânlarda, İslâmiyyetin dışına taşmamalı, sıkıntılı anlarda, Allah-ü Teâlâ'dan ümidi kesmemelidir. Her güçlük yanında kolaylık bulunduğunu unutmamalıdır. Neşede ve sıkıntıda hâli değişmemeli, varlıkta ve yoklukta aynı hâlde olmalıdır. Hattâ, yokluktan râhatlık duymalı, var­lıkta sıkılmalıdır. Olayların değişmesi, insanda değişiklik yapmamalıdır.

 Ebû Saîd-i Arâbî hazretleri­nin bir suâl üzerine buyurduğu gibi:
“Fakîrlik zamânında sâkin olurlar. Servet zamânında sıkıntılı olurlar ve râhatlık zamânında sıkıntı ararlar. Hâdiselerin değişmesi, ahlâklarını değiştirmez. Başkalarının ayıplarına bakmazlar. Dâimâ, kendi ayıplarını, kusûrlarını görürler. Kendilerini hiçbir Müslümândan üstün bilmezler. Hepsini ken­dinden üstün görürler.”
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC