|
Deryagül
|
 |
« :» |
|
Sıkıntılı ve ferahlık zamânında, hâlinde bir değişiklik olmasın!
Allah-ü Teâlâ, bütün kullarından îmân etmelerini ve kötü huylarını terk edip, güzel huylarla hâllenmelerini istemektedir. İslâmiyyet de, güzel ahlâk demektir. Îmân nimeti ile şereflenenlerin, kötü huylarını tedâvi edip güzel huylarla hâllenmesi lâzımdır. Güzel huylardan birisi de secâattir ki, yiğitlik, bahadırlık, cesâret, kahramanlık anlamlarına gelmektedir.
Muhammed Hâdimî hazretleri; “Şecâatin temeli, Allah-ü Teâlânın takdîrine râzı olmak, O’na tevekkül etmek, O’na güvenmektir. Şecâat sâhibi olan, dertlere, belâlara göğüs gerer, dayanır, sabreder” buyurmuştur.
Şecâatten birçok güzel huy meydana gelmektedir. Bunlardan birisi de, ağır başlı olmak, övülmekten hoşlanmamak, kötülenmekten üzülmemek, fakîrle zenginleri müsâvî tutmak, tatlıyı, acıyı ayırdetmemek, hâdiselerin değişmesi ile değişmemek, hâlini korumak ve korkulu, sıkıntılı hâller karşısında çalışmasında gevşeklik olmamaktır.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, dünyânın geçici ve aldatıcı güzelliklerine hiç bakmazdı. Peygamberliğini bildirmeye başladığı zamânlarda, Kureyşin ileri gelenleri, yanına gelip;
-“Sana istediğin kadar mal verelim. İstediğin kızı verelim. İstediğin yere başkan yapalım. Bu işten vazgeç!” dedikleri hâlde, yüzlerine bile bakmadı.
Fakîrlere ve kimsesizlere karşı merhametli, mütevâzı, mal ve mülk sâhiplerine karşı ise, ağırbaşlı ve ciddî idi. Uhud, Hendek, ve Huneyn gazalarında en ümitsiz muhârebelerin en korkunç zamânlarında bile, hiç geri dönmedi. Allah-ü Teâlâ'nın koruyacağına, Mâide sûresinin 70. âyet-i kerîmesinde meâlen buyurulan;
Allah-ü Teâlâ, seni insanların zararlarından korur! va’dine tam inanmıştı. Hâllerin, şartların değişmesi, O'nun güzel ahlâkında, herkese karşı olan davranışlarında, ufak bir değişme yapmamıştır.
|