Gönüllere İnen Ses
30 Cemaziye'l-Ahir 1433
21 Mayıs, 2012, 16:35:52 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Havz-ı Kevser
Cevap SayisiCevap Sayisi: 1 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 557 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Havz-ı Kevser  (Okunma Sayısı 557 defa)
11 Ekim, 2008, 08:35:48
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Offline

Uyarı Puanı:
%0
« :»

            Havz-ı Kevser

       Allâh (c.c.) meâlen: “(Habîbim) hakîkat biz Sana Kevser’i verdik” buyurmuştur.

İmâm Kurtubî (rh.a.) diyor ki, her mü’mine, Hakk Te‘âlâ hazretlerinin Kevser havuzunu Hz. Peygamber (s.a.v.)’e mahsus kıldığını bilip tasdik etmesi vâcibtir. Hadîs-i şeriflerde o havuzun ismi, suyu sıfatı ve özelliği açıklanmıştır. Bu husûsda otuzdan fazla sahâbenin rivâyeti vardır. Sahîhayn’da yirmisinin rivâyeti yazılıdır. Geri kalanı da hadis kitaplarında mevcuttur. Rivâyet edenler en güvenilir, meşhûr sahâbelerdir.

Kevser havuzu Hz. Peygamber (s.a.v.)’e mahsûsdur. Fakat bazı rivâyetlerde diğer Peygamberlerin de havuzları olduğu bildirilmiştir. Bu doğru da olsa Resûlullâh (s.a.v.)’in havuzunun suyu Kevser ırmağından gelip ona dökülüyor. Diğer havuzlar hakkında böyle bir deyiş yoktur.

Müslim, Ebû Hüreyre (r.a.)’den şöyle rivâyet etmiştir: Resûlullâh (s.a.v.), “Ümmetim, Kevser havuzunda bana gelir. Ümmetimden olmayanları oradan kovarım. Kendi develerini sulayan kişinin başka develeri kovduğu, su başından sürdüğü gibi” diye buyurmuştur.

- Yâ Resûllallâh (s.a.v.)! Ümmetini tanıyor musun? dediler.

- “Evet sizi biliyor ve tanıyorum. Zîrâ nişanlarınız, belirtileriniz vardır. Abdest suyunun dokunduğu her yeriniz beyâz ve nûrludur” buyurdular.

Hadîs-i şerifte kovma sözünün hikmeti, ya diğer ümmetleri kendi Peygamberlerinin havuzuna göndermesi içindir ki, bundan maksat, kendi Peygamberlerine bağlılıklarını sağlamaktır, yâhud Kevser suyunu içmeğe lâyık olmayanlar içindir. Yoksa hâşâ cimrilik ihtimâli yoktur.

(İmâm-ı Kastalânî, İlâhî Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v.), 498.s.)   
   
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

26 Eylül, 2009, 04:35:07
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Offline

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»


Resûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem’in Havz-ı Kevser’i hakdır. Zîrâ Allâhü Te‘âlâ:
“(Habîbim) hakîkat, biz sana, kevseri verdik” buyuruyor. Cumhûr bunu Havz-ı Kevser olarak ve yâhud nehir olarak tefsîr etmiştir. Her iki tefsîr arasında da çelişki yoktur. Çünkü Pey­gamber (s.a.v.)’in nehri Cennet’te, havuzu ise kıyâmetteki mevkîfte olacaktır. Havuz sırattan önce mi yâhud sonra mı olacak, diye ihtilâf olunmuştur. Fakat doğru ve akla daha yakın olan sırattan sonra olmasıdır.

Kurtubî, “Onlar iki havuzdur ki, biri sırattan ve mizandan önce olur. Zîrâ insanlar kabirlerinde susamış olarak çıkarlar. Bu havuza sırat ve mîzandan evvel gelip içerler ve susuzluklarını giderirler; ikincisi ise Cennet’te bulunur ki, her ikisine de Kevser denir” diyor.

Tirmizi rivâyet ediyor. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor ki:
“Her peygamberin havuzu olur. Onlar aralarında, kimin havuzuna fazla insan gelir diye iftihâr ederler. Ben ise havuzuma insanların gelmesi bakımından peygamberlerin içinde en kalabalık olmamı temennî ederim.”

Havz-ı Kevser hakkındaki hadîs-i şerîfi otuz küsûr kadar sahâbe rivâyet etmiştir ki, mütevâtir olmaya yaklaşmıştır. Peygamber sallallâhü aleyhi ve sellem bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyurmuştur:

“Benim havuzumun uzunluğu bir aylık yol kadardır. Zâviyeleri (kenarları) müsâvîdir. Suyu sütten beyaz, kokusu miskden güzel, tadı baldan daha tatlı, yemeği köpükten daha yumuşak, kardan daha soğuktur. Onun bardakları gökteki yıldızlar gibidir. Kim ondan içerse, içtikten sonra ebediyyen bir daha susamaz.”

(Aliyyül Kârî, Fıkh-ı Ekber Şerhi, 262-263.s.)
Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC