Gönüllere İnen Ses
30 Cemaziye'l-Ahir 1433
21 Mayıs, 2012, 16:22:53 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN
Cevap SayisiCevap Sayisi: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 516 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN  (Okunma Sayısı 516 defa)
22 Eylül, 2008, 03:11:22
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« :»

KALPLERE ŞİFA, GÖNÜLLERE CÂN MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın


       Rüyada bir ses ona: “Seninle işimiz var. İnsanların hidayete kavuşması ve onları hidayete kavuşturacak yolun yayılması senin sebebinle olacak.” Uykudan uyanan Mazhar, artık bambaşka biridir ki, rüyadaki mübarek sesin sahibine kavuşma arzusu iliklerini yakmağa başlamıştır.

   Nice ölü kalpleri Allahü tealanın izniyle, onun marifetiyle dolduran bir “cân”ı anlatacağız. Resulullah (S.A.V.) Efendimizin, mübarek neslinden olmakla onun zerrelerini taşıyan, ayrıca onun sonsuz manevi mirasından da çok şeylere kavuşan bir büyük evliyayı, Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleriyle bereketlenecek yazımız...

   Hicri 1110’lu yıllarda doğan bu büyük veli, büyüklüğün, adaletin, cömertliğin ve takvanın bir miras şeklinde aktarıldığı nesillerin, süzülmüş cevheri gibidir. Ayrıca devlet kademelerinin pek önde gelen önemli görevlerini üstlenen bir ailedir Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin dedeleri. Büyük velinin babası ise bütün mevki ve makamları terk eder, malını Allah yolunda dağıtır. Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri daha çocukluğunda, onu gören evliyanın, o üstün kabiliyetleri hemen sezinlediği ve büyük bir evliya olacağını müjdelediği bir çocuktur. Her şeyini Allahü Teâlâ için terk eden babası, böylesi hilkaten üstün yaratılmış bu evladının adeta üzerine titrer. Küçük yaşta başlayan ilim tahsili, onun muazzam istidadıyla semeresini kısa zamanda verir.

   Bunun dışında Mazhar’da farklı şeyler vardır. Ondaki muhabbetin büyüklüğü onu gören herkesin dikkatlerini celbeder. Kendisi bunu daha sonra: “aşk ve muhabbet benim yaratılışımın hamurudur” şeklinde ifade edecektir. Kendisine bahşedilen bu aşk ve muhabbet, daha çocuk yaşta, evliyaların ruhaniyetini görme gibi bir nimete kavuşmasına sebep olacaktır. Bir gün devranları değiştiren, onu nisbetlerin en yükseği olan yola kavuşturacak olan bir rüya görür. Rüyada bir ses ona: “Seninle işimiz var. İnsanların hidayete kavuşması ve onları hidayete kavuşturacak yolun yayılması, senin sebebinle olacak.” Uykudan uyanan Mazhar artık bambaşka biridir ki, rüyadaki mübarek sesin sahibine kavuşma arzusu, iliklerini yakmaya başlamıştır.
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
22 Eylül, 2008, 03:18:54
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #1 :»

         HOCASINA KAVUŞUR

   Allahü teâlâ bu ihlas ve muhabbeti dolayısıyla onu, rüyada duyduğu sesin sahibi ve Silsile-i Aliyye denilen alimler zincirinin zamanındaki, mübarek halkasına kavuşturur. Onun hocasına kavuşması, bir akarsuyun bir deryaya kavuşması gibidir ki, öylesine bir sükun ve huzur bulur ki onun yanında, adeta kendinden geçer, benliğini unutur. Manevi alemde kendisinin davet ettiği Mazhar’ı bağrına basar büyük veli, onu talebeliğe kabul eder. Nisbetini Resulullahtan “sallalahü aleyhi ve sellem” ve hazreti Ebu Bekri Sıddik’tan alan müstesna yolda, nice hazinelere kavuşur Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri.

   O geleceği beklenen, alemi nurlarla aydınlatacak zat olduğu için, Allahü teâlânın yüksek yarattığı bir gençtir ki, hocasının nazarında yeri bambaşka olur. Ve her bir anının, anlatılamayan nice manevi bereketlerine kavuşulduğu 4 yılın sonunda, hocasından icazetname alma şerefine kavuşur. O, himmetinin büyüklüğü ve vîlayetinin yüksekliği ile kendisine muhabbet besleyenleri, uzak yakın demeden irşad eder.


         GAYBDAN GELEN SOFRA

   Bu keramet onlarca kişinin şahit olduğu muazzam bir vakıadır. Alemin nuru, zamanının en büyüğü Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri, talebeleriyle bir yolculuğa çıkarlar. Fakat, bu yolculuğa çıkarken yanlarına azık almamışlardır. Yolculuk devam ederken, talebeler Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleriyle yolculuk yapıyor olmanın saadetiyle, bu konunun mutlaka bir şekilde hallolacağından emindirler.. Nihayet talebeler acıkmaya başlayınca harikulade bir şekilde, önlerine gaybdan bir sofra kurulur. Çeşit çeşit yemeklerin olduğu bu sofrayı gören talebeler büyük bir hayranlıkla ve edeple yemeklerini yiyip, yollarına devam ederler. Ve bu hal her yemek vaktinde tekrar eder.

MAZHAR-I CÂN-I CÂNÂN HAZRETLERİ BUYURDU Kİ:
“Allahü teâlânın sevgisi ile dünya sevgisi bir araya gelmez. Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için, Allahü teâlâdan başka her şeyi ve bütün maksatları terketmek lazımdır.”


         CİHANI AYDINLATAN GÜNEŞ

   “Bu güne kadar kalbimden her ne geçtiyse, her ne nimeti istediysem Allahü teala ihsan eyledi.” Daha sonra derin bir iç çekerek şunları ifade eder büyük veli: “Bir tek son nefesimi şehit olarak vermek ve bu yüce makama kavuşmak istiyorum...”


   Yüksek hocası Seyyid Nur Bedayuni hazretlerinin ona verdiği ve dinin güneşi manasına gelen Şemseddin ismiyle, müsemma olmuştur. Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri. O marifet ve hidayet güneşi bütün dünyaya ehli sünneti yaymış, ahir zamanın garib müminleri onun mübarek kalbinden çıkan feyzlerle beslenmiştir. O nice sultanların hazinelerini feda etmeğe hazır oldukları bir büyük velidir ki, kendisine gönderilen hediyeleri asla kabul etmez. İstisnai durumlarda kabul ettiklerini de muhtaçlar için harcar.

   Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin bütün büyüklere olduğu gibi, İmam-ı Rabbânî hazretlerine de ayrı bir sevgisi vardır. Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin kendi anlattığı ve tarifi mümkün olmayan bir muhabbetli hatırası vardır ki, şöyle anlatır büyük veli:

“Bir gün rüyada, gönüller sultanı, sevgililer sevgilisi Resulullah (S.A.V.) Efendimizi gördüm. Yan yana idik. Birbirimize o kadar yakındık ki, mübarek nefesi yüzüme geliyordu. Onun muhabbetiyle kavrulduğumu hissediyordum. Bir ara çok susadığımı hissettim. Aynı zamanda İmam-ı Rabbânî hazretlerinin evlatlarının da orada olduğunu farkettim. Efendimiz aleyhisselam onlara, halimi bilip: “biraz su getirin” diye emir buyurdular. Ben dedim ki: “Ya resulallah onlar benim büyüğümün çocuklarıdır.”
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
22 Eylül, 2008, 03:23:21
Erguvan

Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 35

Konu Sayısı: 1651 Mesaj Sayısı: 2996

Nerden: Medine-i Münevvere - Gül kokulu diyar

Online

Uyarı Puanı:
%0
« Yanıtla #2 :»

         RÜYASI BİTMESİN İSTER
       Efendimiz aleyhisselam: “onlar sözümüzü dinlerler” buyurdu.

   Daha sonra onların getirdiği suyu içtikten sonra, Efendimiz aleyhisselama: “Ya resulallah İmam-ı Rabbânî hazretleri hakkında ne buyurursunuz” diye sual ettim. Alemlerin efendisi: “Ümmetimde onun bir benzeri daha yoktur” buyurdular. Yine “Ya resulallah onun Mektubat’ı mübarek nazarlarınızdan geçti mi?” diye sordum. Resulullah efendimiz: “O kitaptan hatırladığın bir yer varsa söyle” diye emir buyurdu. Ben de Mektubat-ı Şerif’ten: “Allahü teala ötelerin ötesidir. Akıl neyi düşünür ve neyi tasavvur ederse, o değildir” diye bir bölüm okudum. Efendimiz Aleyhisselam pek memnun olup bana tekrar aynı ifadeyi söylettiler.” Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri hiç bitmesini istemediği bu rüyadan uyanınca, idraklerin dışında olan, manevi kazancının büyüklüğünü şöyle ifade eder: “Bu rüyanın bereketiyle Allahü tealanın ihsan etmiş olduğu nimetler, uyanık olduğumdan çok daha fazla olmuştur.”

   Büyük velinin vefatının yaklaştığı günlerdir. Yanında oturanlara: “bu güne kadar kalbimden her ne geçtiyse, her ne nimeti istediysem Allahü teala ihsan eyledi. Daha sonra derin bir iç çekerek şunları ifade eder: “Bir tek son nefesimi şehit olarak vermek ve bu yüce makama kavuşmak istiyorum. Ne var ki, artık yaşlandım ve takattan düştüm.” Allahü teâlânın bu nazlı kulunun böylesi ah çekmesi, elbette ki duaların en büyüğüdür. Bir gün her zamanki gibi, kendisini ziyaret etmek isteyenlerle doludur avlu.

Bu kalabalıktan üç kişi ısrarla Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerini ziyaret etmek istediklerini söyleyip içeri girerler. Bu ziyarete gelenler Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerine pek edepsiz bir şekilde “Mazhar sen misin” şeklinde pervasız bir şekilde sorarlar. Büyük veli yüzünden eksik etmediği tebessümü ile: “evet benim” diye cevap verir.

ŞEHİTLİK MERTEBESİ

   Bunlar aslında Moğol ve Mecusi kafirlerinden oluşan bir gruptur. O bedbahtlardan biri, o anda hiç kimsenin aklından geçmeyen şeyi yapar. Hançerini canların canına vurmağa başlar. Bir kılına zarar gelmemesi için, binlerce müminin canlarını fedaya hazır oldukları büyük veli yere yıkılır. Darbelerden biri mübarek kalbine yakın bir yere denk gelmiştir. Bölgenin idarecilerinden biri, bir tabip gönderip, ondan Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerini tedavi etmesini istemiştir.

   Ne var ki tabip gayri Müslim ve insanlıktan nasibi olmayan biridir. Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerini tedavi etmeden, onun iyileşeceğini söyleyip geri gider. Müminlerin gözbebeği üçüncü günün sonunda iyice ağırlaşır.

   1781 yılında Cuma ve aşurenin kesiştiği mübarek günün akşamında, müminlerin feyz kaynağının, dudakları kıpırdar. Üç kerre derin nefes alır ve şehid olur. Artık Cenabı hak onun istediği bütün nimetlerin yanı sıra, son arzusu olan şehitliği de odasında otururken ona nasip etmiş, mübarek ruhu, vekili olduğu büyüklere kavuşurken sevenlerinin yaralı kalpleri, o büyüğün kavuştuğu nimetlerin büyüklüğünü gösteren nice alametlerle teselli bulmuştur.
Logged

Sermayem Rahmetin, İlacım Cemalindir...
YARSIN… CANSIN… ŞİFASIN

Resimlerin Görüntülenmesine izin Verilmiyor Resimleri Görebilmek Için Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yârin kitâb-ı hüsnünün Hayrânı olmuştur gönül
Bülbül gibi gül yüzünün Nâlânı olmuştur gönül...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC