Gönüllere İnen Ses
30 Cemaziye'l-Ahir 1433
21 Mayıs, 2012, 15:56:59 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  

Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Kalbî bir Hastalık Tecessüs
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 235 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kalbî bir Hastalık Tecessüs  (Okunma Sayısı 235 defa)
03 Temmuz, 2008, 04:09:14
Deryagül

Hüzn-ü Hazan
Emektar Yönetici
Süper Kardeş
*

Rep: 32

Konu Sayısı: 1309 Mesaj Sayısı: 2245

Nerden:
Medine-i Münevvere


Offline

Uyarı Puanı:
%0
« :»

                                            Kalbî bir Hastalık Tecessüs

       Cemiyetleri karıştıran, huzur ve sükûnu ihlâl eden, aralarında fitnelerin çıkmasına ve insanlarn birbirinden nefret edip uzaklaşmasına vesile olan âmillerden birisi de (belki de en önemlisi) başkalarının kusurlarını görme, araştırma ve onları etrafa yayma dediğimiz tecessüstür.

Tecessüs, elle dokunmak, haber araştırmak, göz dikmek, yoklamak, bir şeyin iç yüzünü araştırıp sırrını çözmeye çalışma gibi anlamlara gelen "cess" kökünden gelmektedir. Kelime olarak, herhangi bir şey hakkında bilgi toplama, yitik arama, bir şeyi gözetleme, buluş ve keşif merakı gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Tecessüs, daha hususi bir anlamda, kötü bir maksada yönelik olarak gizli hususları araştırma demektir. Nitekim, casûs kelimesi aynı kökten türemiş bulunan bir kelimedir (Bkz: Fîrûzâbâdî, 690; Râgıp el-İsfahanî, 93)

Tecessüs kelimesinin kök anlamlarına baktığımızda, derinlemesine araştırma ve bir şeyin iç yüzünü çözmeğe çalışmanın, hem iyi ve hem de kötü maksatlar için olabileceğini görmekteyiz.

Nitekim bir insan, ilmî bir hakikati derinlemesine araştırıp incelediğinde müspet anlamda bir tecessüs yapmış olduğu gibi, onun hiç kimseye faydası olmayan, hattâ belki zararı olan bir işin arkasına düşüp araştırma yapması ise menfi manâda bir tecessüstür. Ahlâkî bir terim olarak ise tecessüs, kötü niyetle başkalarına ait sırları araştırma, insanların açığa çıkmasını istemedikleri gizliliklerini dışa vurma ve onların istemedikleri davranışlarına vakıf olmağa çalışmaktır. Bu yazıda tecessüsün bu yönü ele alınmıştır.


"Birbirinizin Gizli Hallerini Araştırmayın!"

Bir arada yaşama mecburiyetinde olan insanların, huzuru ve emniyeti sağlayacak ahlâkî kurallara riâyet etmesi, insanların arasını bozacak, kargaşaya, çekişmeye ve huzursuzluğa vesîle olacak davranışlardan kaçınması gerekir. İnsanları huzura kavuşturmak için gönderilen İslâm, insanların birbirlerine karşı son derece sıcak ve merhametli olmalarını emretmiş, başkalarını rahatsız edici tutum ve davranışları da yasaklamıştır.

İnsan, Allah'ın yeryüzünde değer verdiği ve bütün canlılardan üstün kıldığı bir konumdadır. İnsanın bizzat kendisi değerli olduğu gibi, şânı, şerefi ve haysiyeti de değerli ve üstündür. Hangi şekilde olursa olsun, onun tahkir edilmesi, ayıplanması, kusurlarının veya duyulmasını istemediği fiillerinin, özel durumlarının vs araştırılarak, sağa sola taşınması ve açıklanması da yasaklanmıştır.


TECESSÜS

Herhangi bir şeyin iç yüzünü, gizli tarafını, kusurunu araştırma, araştırma merakı, merak
Arapça bir kelime olan tecessüs, "cesse" fiilinin "tefa'ale" babının masdarıdır Casus kelimesi de - aynı kökten türetilmiştir.

Tecessüs, daha çok kötülükleri, kusurları araştırmada kullanılan bir tabirdir. Tahassus kelimesi ise daha çok hayırda kullanılır. Nitekim Allah Teâla Yakup (as)'ın oğullarına şöyle dediğini haber vermektedir: Ey oğullarım! Gidin Yusuf'u ve kardeşini iyice arayın (araştırın) Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin" (Yusuf, 12/87) Ancak, her iki kelime kötülük ve kusurları araştırma hakkında da kullanılabilirler Evzâî, tecessüsün her hangi bir şeyi araştırmak anlamına, tahassüsün de, bir topluluğun konuşmalarını onlar istemediği halde dinlemek veya kapıları dinlemek anlamına geldiğini söylemektedir (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim, İstanbul 1985 VII, 358)


Tecessüs kelimesi Kur'an-ı Kerim'de sadece bir ayette geçmektedir:
"Ey iman edenler! Zandan çok kaçının Çünkü zannın bir kısmı günahtır Tecessüs etmeyin (birbirinizin gizli yönlerini araştırmayın). Kiminiz de kiminizin gıybetini yapıp arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah 'tan korkun  Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir" (el-Hucurât, 49/12)


Yüce Allah bu ayette, imân sahibi olan kişilere seslenmekte ve onlardan, zararlı olan üç şeyden uzak durmalarını istemektedir. Bu üç şey; kötü zan, tecessüs (birbirlerinin kusurunu araştırma) ve gıybet (dedikodu) dir.


Görüldüğü gibi tecessüs, Kur'an'da menedilen, yasaklanan şeylerden biridir. Aynı zamanda burada bir nevi, müminin vasıfları belirtilmekte, mümin tanıtılmaktadır. Buna göre müminler, kötü zan, tecessüs ve gıybetten uzak dururlar. Bu gibi güzel özellikleriyle diğer insanlardan farklı olurlar.


Resulullah (s.a.v) Efendimizde, tecessüsü men etmiş, inanan insanlara bundan uzak durmayı tavsiye etmiştir. Böylece tecessüsün zararlı ve kötü bir şey olduğunu haber vermiştir. Bu konuda rivâyet edilen bazı hadisler şöyledir:

Zandan kaçının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüste bulunmayın, birbirinizin içyüzünü araştırmayın, birbirinizin sözlerine kulak kabartmayın, birbirinizle yarışmayın, birbirinizi çekememezlik etmeyin, birbirinize karşı buğzetmeyin, birbirinize sırtınızı dönmeyin ve ey Allah'ın kulları kardeşler olun" (İbn Kesir, Tefsir VII, 357)

İnsanların ayıplarının peşine düşersen, şüphesiz onları fesada uğratırsınız" (İbn Kesir, Tefsir, VII, 358)

"Ey dili ile inanıp, iman kalbine işlemeyenler topluluğu, müslümanları gıybet etmeyiniz. Onların ayıplarını araştırmayınız. Kim onların ayıplarını araştırırsa Allah da onların ayıplarını araştırır. Allah kimin ayıbını araştırırsa onun evinin içinde dahi ayıbını açar perişan eder" (Ebu Davûd, Edeb, 40; Ayrıca bk Tirmizî, Birr, 84)

"Kim hürmeti düşecek, şerefinden noksanlık olacak bir yerde müslümana yardımcı olmaz, onu yalnız bırakırsa Allah da yardımını istediği yerde onu yalnız bırakır. Kim şerefinden kaybedeceği, saygısının azalacağı bir yerde müslümana yardımcı olursa, yardımını istediği yerde Allah ona yardımcı olur" (Ebu Davûd, Edeb, 41)

Bir adam İbn Mes'ud'a gelerek falancanın sakalından rakı damlıyor" dedi ibn Mesûd ise ona şu şekilde cevap verdi: "Biz tecessüs etmekten nehyolunduk. Ancak açığa vurduğu zaman, onu yakalayabiliriz"

Bu hadislerden de anlaşıldığı gibi insanın hiç bir şekilde çiğnenemeyecek ve dokunulamayacak olan şerefi, haysiyeti, hak ve hürriyetleri vardır. Bunlardan biri de, gizli hususların araştırılmamasıdır. İslâm dini, bu şekilde fevkalâde mükemmel bir tarzda fertlerin haklarına riâyet etmeyi emretmiştir. İslâm'da insana, insan olma onuruna yakışır bir şekilde davranma emredilirken, onun hiç bir şekilde taciz edilmesine izin verilmemiştir.
« Son Düzenleme: 03 Temmuz, 2008, 04:10:47 Gönderen: Özgenur » Logged

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan,
Bana bir ben gerek, bir de beni anlayan...

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

SMF 2008 SMF © 2006, Simple Machines LLC